menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gündelik imhalar, filler, saçlar, suçlar

19 8
31.01.2026

“Açık konuşayım, geçiş değil, bir kopuş dönemindeyiz” demişti Kanada Başbakanı Mark Carney geçen haftalarda Davos’ta. Bir Batı liderinin küresel sisteme dair ülkesini de dahil ederek yaptığı eleştiriler çok kişiyi şaşırttı, böylesi bir dürüstlüğe ve cesarete hayran kalanlar oldu. Carney'e göre kurumlarının parçası oldukları, ilkelerini koruyup kolladıkları “uluslararası düzen” karşılığında onlara öngörülebilirlik ve refah vermişti. Güçlü olanın faydalandığı muafiyetlerden, kişilere göre farklı işleyen uluslararası hukukun keyfiliğinden haberdar olduklarını ama öyle değilmiş gibi davrandıklarını açıkça söylüyordu. Neden? İtiraf ediyordu ki bu “kurgu” işlerine geliyordu; sorunları fark etmelerine rağmen sürdürdüler. Ama artık bunun sonuna gelindi diyordu. Geçen yazıda kaldığımız “muktedirin kurgusu” bahsi doğası itibarıyla güncel.

Bu konuşma “yeşil kapitalizm” gibi bir esans yaymıyor mu? Benzer bir erdem gösterisi, büyük laflara rağmen bir nevi sürdürülebilirlik inancı, yanlış bir kriz teşhisi. Hikayesi uzun*, üstelik şaşırtıcı olmayan bir liberallikle, günah çıkarırken dahi “Dünyanın bütün işçileri birleşin”e laf sokuyor.

Adını koymak gereken yeni bir evrede olduğumuz kesin, çünkü zenginlerin ligi Davos'ta Gramsci’nin de ruhu şad edildi. Belçika’nın muhafazakâr başbakanı Bart De Wever, eskinin öldüğü, yeninin henüz doğmadığı, dolayısıyla meydanın canavarlara kaldığı zamanı bir komünistin cümleleriyle tarif etmekte sakınca görmemişti. Ne de olsa kastettiği canavar, züccaciye dükkânına girmiş fil gibi gösterilen, hukuksuzluğu elegan bir biçimde hayata geçirmediği için Batı'nın geri kalanının kendisinde onu sarakaya alma hakkı bulduğu Trump'tı.

Kapitalizmin bir krizini daha güçlenerek........

© Evrensel