Venezuela darbesinin Ortadoğu’ya anlattıkları...
2026’nın dünya ve bölge siyaseti açısından çok sert olacağı bekleniyordu ki yeni yıl oldukça hızlı ve tedirgin edici gelişmelerle başladı. Dünya genelinde Amerika-Rusya-Çin gibi büyük güçlerin karşı karşıya geldiği gelişmeler Orta Doğu’da etkilerini göstermeye başladı.
Amerika’nın Venezuela’ya darbesi, Amerika-Avrupa Birliği çatlağı, Rusya ve Çin’e yönelik baskının giderek artması, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında gerilimin iyice su yüzüne çıkması, nüfuz savaşlarının kuzey Afrika’ya ve Afrika’ya taşınması, İran’da günlerdir devam eden gösteriler… Bunların dışında İsrail saldırılarının devam ettiği Lübnan’ın yeni bir savaşın eşiğinde olması, Gazze’deki durumun kötünün de kötüsü haline gelmesi, Suriye’de bıçak sırtı gidişat, kaynayan Doğu Akdeniz gibi bir çok önemli konu gölgede kaldı neredeyse.
Amerika’nın sadece Nicolas Maduro değil bütün Venezuela’nın onurunu ayaklar altına almaktan gurur duyduğu darbesi ile başlayalım!
Darbe Ortadoğu ülkelerinde tedirginliğe sebep olmakla kalmadı, ‘Sırada kim var?’ sorusunun sorulmasına neden oldu. Şimdiye kadar Trump’ın ekonomik ve diplomatik yaptırımlar ile sınırlı kalan hamleleri dünyanın geri kalanı gibi bölge ülkelerine de hareket alanı veriyordu. Ancak Venezuela darbesi amiyane tabirle Trump’ın herhangi bir ülkeye açıkça darbe yapabileceği ve dünyanın geri kalanının buna sessiz kalabileceği endişesinin yayılmasına sebep oldu. Bu da en azından Trump’ın başkanlığı döneminde herhangi bir ülkenin ABD ile karşı karşıya gelmek istemeyeceğini ve bölgede Amerika’nın istediklerinin olacağı anlamına geliyor. Elbette bu duruma karşı çıkabilecek iki büyük güç olan Rusya’ya ve Çin’e karşı güvenin oldukça zayıfladığı, bu iki ülkenin müttefiklerini bile koruyamadığı, korumak bir tarafa müttefiklerine yönelik açık ve aşağılayıcı saldırılara doğru........
