Emperyalizmin stratejileri ve politikaları
Emperyalist büyük devletlerin uluslararası alanda uyguladıkları stratejiler ve politikalar değişmez ve kalıcı mıdır? Yoksa bu strateji ve politikalar konjonktürel duruma göre değişmekte midir? Ya da bu politikaların değişen ve değişmeyen unsurları var mıdır? Bu sorular çoğaltılabilir ve peşinen hepsine birden olumlu veya olumsuz bir yanıt verilemez. Bunun nedeni ise açıktır: her şeyin değişip, dönüştüğü bir dünyada özü aynı kalmak üzere emperyalizmin stratejilerinin ve politikalarının değişmediği, değişmeyeceği ileri sürülemez. Bu soruları yanıtlayabilmek için emperyalizm gibi genel bir nitelemeden, emperyalist devletlerin politikalarına, buradan da günümüzün en büyük emperyalist devletinin, yani ABD’nin politikalarına kısaca bir göz atmak gerekir.
Geçmişin büyük sömürgeci devletlerinin neredeyse tamamı bugünün büyük emperyalist devletleridir. Bunların içine ABD sonradan katılmış, gücünü sürdüremeyenler ise geride kalmıştır. “Üzerinde güneş batmayan” İngiliz sömürgeciliğinin yönettiği halklara ilişkin temel taktiği parçala ve yönetti. Bu parçalama yönettiği ülkeyi doğrudan parçalara ayırmak anlamına gelmiyordu. Bu ülkede yaşayan halkların ulusal, dinsel, mezhepsel farklılıklarını birbirine karşı kışkırtmak, hepsinin üzerinde mutlak egemenliği sürdürmenin bir biçimiydi. Rakiplerle girişilen egemenlik ve güç mücadelesinde onları parçalamak ve dağıtmak, mirası paylaşmak bu stratejilerin temel koşullarından biriydi.
Emperyalizm dönemi ile birlikte bu stratejiyi emperyalist büyük devletler genel olarak uyguladılar. Ama sadece bağımlı halklara karşı değil, emperyalist büyük devletler olarak birbirlerine karşı da! Çünkü emperyalizmin dünyasında çelişkiler başka yöntemlerle çözülemediği —ekonomik rekabet, ambargo, gümrük savaşları vb.— koşullarda devreye giren savaşlar oldu ve insanlık emperyalist güç ve paylaşım nedeniyle iki büyük savaş yaşadı.
NATO İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaşın galiplerinden ABD tarafından kuruldu. Daha kuruluşunda siyasi ve askeri bir........
