menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süreç: Suriye'ye yönelik bir operasyon mu, yoksa Türkiye'ye dönük bir barış mı?

41 0
19.03.2026

Gelinen aşama bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Eğer Türkiye bu süreci doğru yönetebilirse, yalnızca bir güvenlik sorununu çözmekle kalmayacak, aynı zamanda demokratikleşme yolunda tarihsel bir eşiği de aşmış olacaktır.

Öyle görünüyor ki, 1 Ekim 2024'te Meclis'te Devlet Bahçeli'nin DEM Parti sıralarına gidip tokalaşmasıyla sembolik olarak başlayan bu “çözüm süreci” – ya da resmî adıyla “Terörsüz Türkiye Süreci”, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” – her ne kadar Türkiye'de iç barışa yönelik bir adım gibi sunulsa da, şimdiye kadar neredeyse tamamen Suriye'ye odaklı bir şekilde işledi.

Yani başlangıçta ve en kritik aşamalarında bu süreç, Türkiye'nin kendi topraklarındaki Kürt meselesini çözmekten ziyade, Suriye'deki PKK/YPG/SDG yapısını hedef alan, hatta Esed sonrası Suriye denkleminde Türkiye'nin elini güçlendiren bir strateji gibi ilerledi.

Hatırlayalım: 2024 sonbaharında Bahçeli'nin “Öcalan Meclis'e gelsin, örgütü lağvetsin” çağrısı geldiğinde, herkesin aklındaki en büyük soru işareti Suriye'ydi. PKK'nin Suriye kolu YPG, o dönemde hâlâ kuzeydoğu Suriye'nin büyük kısmını kontrol ediyordu. Türkiye'nin yıllardır “terör koridoru” diye nitelendirdiği bölge, ABD desteğiyle ayakta duruyordu.

Sürecin ilk sinyalleri, tam da bu koridorun tasfiyesi beklentisiyle yükseldi. Hakan Fidan'ın “YPG Suriye'den çıkmazsa harekât” restleri, Esed rejiminin çöküşü sonrası Şam'la yapılan entegrasyon anlaşmaları, SDG'nin Suriye devlet kurumlarına “katılımı” gibi gelişmeler...

Hepsi gösteriyordu ki, bu süreç Suriye sahnesinde PKK'nin etkisini kırmak için tasarlanmıştı.

Türkiye içi demokratik açılımlar, yasal düzenlemeler, tahliyeler falan o sırada daha çok “ikinci planda” gibi duruyordu – ya da en azından kamuoyuna öyle yansıtılıyordu.

Sonra 27 Şubat 2025 geldi. Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan yaptığı o meşhur çağrı: “Tüm gruplar silah bırakmalı, PKK kendini feshetmeli, kongre toplayın ve karar alın.” Bu çağrı, süreci bambaşka bir boyuta taşıdı.

PKK önce Mart'ta ateşkes ilan etti, ardından Mayıs'ta kongrede fesih ve silah bırakma kararı aldı. Temmuz'da Süleymaniye'de sembolik silah yakma töreni yapıldı – hatırlarsınız, o görüntüler medyada dönüp durdu.

Kandil'den “Türkiye'den tüm güçlerimizi........

© Elips Haber