menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çok partili otokrasi

6 0
16.10.2026

Bu siyasal rejimde muhalefet tamamen ortadan kalkmıyor; muhalif siyasal partiler varlar fakat bu partiler muhalefeti sadece iktidarın kendilerine çizdiği alan içerisinde yapabiliyorlar.

19 Mart Süreci’yle beraber Türkiye’de yeni bir siyasal rejim inşa edilmeye başlandı.

Ben bu siyasal rejime “çok partili otokrasi” adını veriyorum.

Bu siyasal rejimde muhalefet tamamen ortadan kalkmıyor; muhalif siyasal partiler varlar fakat bu partiler muhalefeti sadece iktidarın kendilerine çizdiği alan içerisinde yapabiliyorlar.

Bu çizilen sınırların en başında da tahmin edilebileceği üzere iktidar olmaya çalışmamak geliyor. İktidar olmaya çalışmadıkları sürece muhalefet partileri tolere ediliyor. Hatta sisteme demokrasi görüntüsü katarak siyasal iktidarın meşruluğuna katkı sağladıkları için bu tür “kontrollü” muhalefet partileri talep ediliyor.

Ancak, bu rejimin bir demokrasi olduğunu söylemek mümkün değil. Demokrasi sadece muhalefet partilerinin olması değildir. Demokrasinin en asgari ilkesi, serbest seçimlerle iktidar değişikliği gerçekleşebilmesidir. Bu olmadığı sürece o rejim demokrasi değil otokrasidir. Türkiye’de kurulmaya çalışılan rejim de budur.

Dünyada artık otoriter rejimler otoriterliklerini her zaman alenileştirmiyor. Özellikle o ülkenin geçmişinde bizdeki gibi belli bir demokratik birikim ve kültür varsa otoriter rejim doğrudan kurulmuyor. Onun yerine demokrasi olunduğu görüntüsü korunan ama özünde otoriter olan bir rejim kuruluyor. Böylece hem içeride hem dışarıda aleni bir otoriter rejimin karşılaşabileceği meşruluk sorunlarından kaçınılmaya çalışılıyor.

Türkiye’de gördüğümüz de bu.

Ya muhalefet “haddini aşarsa”?

Peki, bu tür rejimlerde herhangi bir siyasal lider/parti iktidarı seçim yoluyla değiştirmeye kalkarsa ne olur?

İşte bizim 19 Mart 2025’ten beri gördüklerimiz olur.

O partinin en........

© Elips Haber