menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sorun mahkemede değil, Meclis’te çözülmeli

49 0
20.08.2026

Staj ve çıraklık si­gortası yıllar­dır Türkiye’nin en önemli sosyal gü­venlik tartışmala­rından biri. Özellikle emeklilik şartlarının değiştiği dönemler­de, geçmişte staj ve­ya çıraklık nedeniyle sigorta sicil numara­sı verilen yüz binler­ce kişinin beklentisi yeniden gündeme geliyor. Son günler­de sosyal medyada, özellik­le X’te, bu konuda önemli bir Yargıtay kararının yanlış yo­rumlandığını görüyoruz. Bazı paylaşımlarda, “Yargıtay em­sal kararı çıktı, staj ve çıraklık başlangıcı artık emeklilikte sigorta başlangıcı sayılacak” şeklinde ifadeler kullanılıyor.

Oysa hukuki durum böyle değil. Söz konusu karar Yar­gıtay 10. Hukuk Dairesinin 2024/6211 Esas, 2024/6406 Karar sayılı ve 05.06.2024 ta­rihli kararıdır. Kararın ne söy­lediğini doğru anlatmak ge­rekiyor. Ancak bunun kadar önemli başka bir konu daha var:

Stajyerlerin ve çırakların yıllardır dile getirdiği mağ­duriyet ve beklenti gerçek­tir.

Dolayısıyla iki konuyu bir­birinden ayırmamız gereki­yor:

-Ve kanun koyucu ne yap­malı?

Yargıtay “çıraklık başlangı­cı emeklilik başlangıcıdır” de­medi

Davaya konu olayda, 15.10.1993 tarihinde çıraklık eğitimi kapsamında işe giriş bildirgesi bulunan kişi, bu ta­rihin emeklilik bakımından ilk sigortalılık başlangıcı ola­rak kabul edilmesini istemiş­tir. İlk derece mahkemesi da­vayı reddetmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddet­miştir. Dosya Yargıtay’a geldi­ğinde ise Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur.

İşte sosyal medyadaki yan­lış anlaşılma büyük ölçüde burada başlıyor.

Yargıtay’ın bozması, “çı­raklık sigortası emeklilik baş­langıcı sayılmalıdır” anlamı­na gelmiyor. Yargıtay, kişinin gerçekten çırak olarak mı eği­tim gördüğünün, yoksa çırak­lık adı altında fiilen normal bir işçi gibi üretimde mi çalış­tırıldığının yeterince araştı­rılmadığını söylüyor.

Çırak mıydı, yoksa fiilen işçi miydi? Yargıtay’ın orta­ya koyduğu ayrım son dere­ce önemli. Gerçek bir çırak­lık ilişkisinde asıl amaç üre­tim değil, kişiye bir meslek ve sanat öğretmektir. Ancak kişi işyerinde üretime fiilen katılıyor, normal çalışanların yaptığı işleri yapıyor ve mes­leki eğitim ikinci planda kalı­yorsa hukuki ilişkinin yalnız­ca kayıtlarda “çıraklık” olarak gösterilmiş olması yeterli ka­bul edilmemelidir. Bu neden­le Yargıtay, mahkemenin çok daha kapsamlı araştırma yap­ması gerektiğine hükmetmiş­tir.

İşyerinin SGK tescil ka­yıtlarının ve dönem bordro­larının getirtilmesini; kişinin hangi işi yaptığının belirlen­mesini; yaptığı işin üretimin bir parçası mı yoksa meslek öğreniminin gereği mi oldu­ğunun araştırılmasını iste­miştir.Dönemin bordroların­da kayıtlı çalışanların tanık olarak dinlenmesini, bunla­ra ulaşılamaması durumunda komşu işyerlerinin sahipleri ve çalışanlarının araştırılma­sını, gerektiğinde davacının çalışmasını bilebilecek diğer kişilerin de ifadelerinin alın­masını istemiştir. Dolayısıyla karar bir “çıraklık sigortası­nı emeklilik başlangıcı sayma kararı” değil, eksik inceleme nedeniyle verilmiş bir........

© Dünya