menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanayiden vaz mı geçiyoruz?

35 0
20.02.2026

Bir ülkenin kaderini sadece ne kadar sattığı de­ğil, ne ürettiği belirler. Türkiye, son 20 yılda­ki büyüme hikâyesinde elbette güçlü dönemler yaşadı; ancak bugün sanayideki gerileme ve geli­nen kritik eşik, hepimizin aklına üretimdeki gü­cümüzü kaybediyor muyuz sorusunu getiriyor.

Üretim kapasitesi ve üretimin niteliği, hem refahı hem de dış dengeleri belirleyecek ana unsur haline geldi. Dahası, bu sadece Türki­ye’nin meselesi olmaktan çıktı. Batı dünyası, pandemi ve jeopolitik şoklardan sonra teda­rik güvenliği ve stratejik özerklik gerekçesiyle üretimi tüm dünyanın gözleri önünde yeniden merkeze alıyor. Bu durum üretimin tekrar ulu­sal güvenliğin ve rekabetçiliğin en önemli ak­törü olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Türkiye’nin temel sorunu çoğu zaman finans­man gibi görünse de, daha derinde yatan bir ger­çek var. Üretim yapısı yeterince yerli ara malı ve teknoloji üretmiyorsa, büyüme otomatik olarak ithalatı şişirir ve dış dengeyi bozar.

Bugün geldi­ğimiz nokta tam da böyle. Merkez Bankası çalış­ma notlarında, Türkiye’nin ithalatı içinde ithal ara mallarının payının yaklaşık dörtte üç düze­yinde olduğuna dikkat çekiliyor. Bu, üretim art­tığında bile dış girdi bağımlılığı yüksekse, fazla çalışıp az kazanma riskini de beraberinde getiri­yor. Bu yüzden üretim artışı kadar, üretimin yer­li katma değer oranını yükseltmek de son derece önemli. Yerli ara malı kullanımı, yerli teknolojiye önem verilmesi ve yerli tasarımları benimsemek, şüphesiz sanayiye ivme katacaktır.

Hizmet sektörünü büyütürken sanayiyi ıskalamamak gerekiyor

Hizmetler büyürken bile sanayi, daima ekono­minin verimlilik motorudur. Dünya Bankası........

© Dünya