HAKİKATİN ZAMAN AŞIMI YOK: DENİZOLGUN DOSYASINDA ADALETİN TAKİBİ
Bazı dosyalar yalnızca adliye koridorlarında bekleyen evraklardan ibaret değildir. Bir ailenin cevapsız kalan sorularını, toplumun adaletten beklentisini ve devletin hakikati ortaya çıkarma sorumluluğunu taşır. Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturma da bu yönüyle dikkatle takip edilmesi gereken bir dosyadır. Aradan on yıl geçmesine rağmen yeni delillerin araştırılması, eski kayıtların yeniden incelenmesi ve çelişkilerin yargı önüne taşınması, adalet arayışının geçen zamana teslim edilmemesi bakımından önemlidir.
Akın Gürlek’in açıklamalarında vurguladığı kararlılığın değeri de burada ortaya çıkmaktadır. Hakikatin ortaya çıkarılması yönündeki irade, ancak dosyaların bütün yönleriyle araştırılmasıyla somutlaşır. Cevapsız soruların üzerine gidilmesi, kurumların verdiği bilgilerin denetlenmesi ve tanık anlatımlarının delillerle karşılaştırılması, bu iradenin uygulamadaki karşılığıdır.
Paylaşılan soruşturma bilgilerine göre 2 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen iki iddianame, Denizolgun dosyasında açıklığa kavuşturulması gereken önemli meseleleri mahkemelerin önüne taşımaktadır. Bunlardan biri otopsi görüntülerine ilişkin resmî yazışmalar, diğeri ise olay tarihinde Denizolgun’un özel doktoru olduğu belirtilen kişinin tanık anlatımlarıdır.
Otopsi videosuna ilişkin süreç, özellikle üzerinde durulması gereken bir başlıktır. Savcılığın birden fazla kez sorduğu görüntü kayıtları hakkında önce yalnızca fotoğrafların bulunduğunun bildirilmesi, ardından açıkça “video kaydı yok” cevabının verilmesi ve daha sonra videonun mevcut........
