Şükoş abla
Gazetede eskiler ona “Şükoş” ya da “Şükoş abla” yeniler “Şükran abla” derdi. Kartal’a taşınıncaya kadar her gün gelirdi gazeteye. Evini taşıyınca sadece pazar günleri izin kullanmaya başladı. Onu her gün gördüğümüzden mi nedir; sanki herkes bir gün gitse bile Şükran abla hep bizimle kalacak gibi gelirdi bize. O yüzden kaybı hepimiz için çok sarsıcı oldu.
Sabah saatlerinde koridorda karşılaştığımızda günlük rutini olan çiçek sulama bidonunu doldururken ya da bidonu doldurmuş odasına doğru giderken görürdük onu. Çiçeklerine çok özenle bakardı. Bir gün izne çıkarken çiçeklerini bana emanet etme gafletinde bulunmuştu. Her gün sulamama karşın bazılarını pörsütmüştüm. Üzülmesine karşın kırmadan ilk çiçek bakımı dersimi de vermişti.
Öğleden sonra odamın kapı kolunun hafifçe çevrildiğini gördüğümde bilirdim ki “Şükoş abla” sohbete geldi. Gazetenin tarihinden işçi sınıfı tarihine, 68 kuşağından ortak dostlarımıza anlattıklarını keşke kaydetseymişiz. O yaşayan bir tarihti. Yaş olarak değilse bile kıdem olarak gazetemizin en eski çalışanıydı.
Neler yaşamış,........
