Yılın sonu...
Hafif bir keder de yok değil...Yok yok yazıya bu cümleyle başlamak doğru değil, başka bir zaman olabilir de şimdi sırası ve yeri değil!
Şöyle mi desem: Türkünün “yolun sonu görünüyor” dediği gibi, yılın sonu da görünüyor, olabilir. Böyle bir giriş karşısında pek beğenik durmayan yüz ifadesinde somurtuk dudaklar öne çıkar ve ‘bütünüyle şüphedeyiz’ demese bile, arkasından ne geleceğini, merakla olmaktan çok, ‘pek de bir şey geleceğe benzemiyor’ olumsuz duygusuyla bekleyen, ruhu bedeninden önce kocamış, dünyadan kendisi bezmese de varlığıyla, en azından şu suratıyla, seni, beni, bizi bezdirmeye yemin etmiş, yeminli neşe düşmanı bir herifçioğlu çıkar!
Evlerden uzak sözüne bayılırım, hatta bizden uzak artık nereye isterse oraya yakın olsun demeye de bayılırım, kimilerine, özellikle de yukarda çizmeye çalıştığım suret-i haktan görünmeye bile gerek duymayan surata elbette! Tabii ona surat diyorsak! Babaannem Nazlı, ‘sıfatsız’ derdi böyleleri için. Kendisi gayet sıfatlı, dünyanın işini yüklenmeye gelmiş, kısa sürede bunun öfkeyle, kızarak olmayacağını kabul etmiş, hazır buradayken, devletçi değil ama kamusalcı bir anlayışla, ‘yaşat ki yaşayasın’ felsefesini, ‘güldür ki gülesin’e çevirmiş bir kadın kişiydi,........
