Adalete gider
Adaletin nerede tecelli ettiğine dair büyük bir kafa karışıklığı var. Yıllardır adaletin, üzerinde adliye yazan binalarda bulunduğu zannedildi, dahası böyle sanılmasına izin verildi. Oysa adalet, bir duygunun adıdır. Öyle hissedersen adalet vardır.
Onu kağıda, kaleme, kanuna, kitaba, binaya hapsedenler utansın. Sen utanma canım kardeşim. Gerçi buraya küçük bir not eklemek iyi olabilir.
Matematik yaklaşık 4 asır önce mantık bilimini yutup yoluna devam ettiğinden beşeri bilimlere kalan biraz çenesuyu oldu. Ama bunu da halktan sakladılar.
İşte bu basit gerçeği halktan saklayanlar istediler ki binalar yapılsın, içine mobilyalar alınsın, efendim işte yemekhanelerinde yemekler yenilsin, kağıtlar, mürekkepler harcansın. Hiçbirine gerek olmadığı gün yüzüne çıkıyor nihayet.
Neymiş, illa dilekçe verilecekmiş. E, herkes dilekçe yazabiliyor mu? “Dilekçen sağlamsa adaletin ışığı yüzüne vurur”, diyerek binanın dışındakilerin de para kazanmasının yolu açıldı tabii.
Binanın üstünde yazmasa da gizli bir “adalete gider” tabelasıyla seni yönlendirdikleri adliyenin kapısına varıyordun. “Dileenkçeee” diye bağıranın arkasına takılıp daktilo başında oturan asık yüzlünün önüne eğile büküle oturuyordun. O soruyordu, sen........
