menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dağdağan

20 0
25.04.2026

“istemeden büyüyen bir ağaçtan bahsediyorum

 istemeye istemeye büyüyen ağaçlardan” [1]

Patlayıp duran kupkuru ağaçlar, dağ başlarında yeşeren otlardan biliyoruz baharda kimseler ölmüyor. Yeşerip duruyorlar.

Yeniden ve yeniden çiçek oluyorlar ya da dallarını güneşe uzatmış kocaman bir ağaç oluyorlar. Ama inadına yeşerip duruyorlar. İnadına...

İnadın bir diğer adı olsa “dağdağan” olur. Issız, asi ve yabani ağaç. Kayayı bile çatlatıp duruyor dağdağan.

Dağdağanın bir kardeşi olsa o(nlar) olurdu. O yüzden anlatmalıyım onu.

En iyi hikayeleri ölüler anlatır

Onun hikayesi de anneme çıkıyor, kan bağları var. Amca çocukları. Küçük dayım sayılır.

“Benim küçük dayım NazifYakışıklı,Hafif,İyi süvari” [2]

Fısıltılı bir tarihi vardı. Ardından fısır fısır konuşulurdu. Hilvan Direnişi, 12 Eylül, Diyarbakır Cezaevi, işkence ve tabi Newroz. Fısıltılar çocukların gelmesiyle kesilirdi. Yasaklı kasetler gibi. Onun tarihi şehre gelince Kürtçe diye saklanan yasaklı kasetlerin de tarihiydi.

O kasetlerden ilkini doksanlarda gördüm. Şehre birlikte........

© Bianet