Sağlamcılıkla yüzleşmek: Çocuk edebiyatı ve temsiliyet üzerine
Bu söyleşi, Meral Sözen’in bianet’te yayımlanan “Bizim Büyük Sağlamcılığımız” başlıklı yazısının açtığı tartışma zemininden doğdu. Çocuk edebiyatı alanında yaptığım bir *söyleşi üzerinden başlayan bu karşılaşma, ilk bakışta bir eleştiri–yanıt ilişkisi gibi görünebilir.
Fakat kısa sürede sağlamcılık kavramı üzerinden yaptığım okumalar ve edindiğim bilgiler, daha derin bir soruya işaret etti: İyi niyetle kurulan anlatılar, farkında olmadan ayrımcı bir dili yeniden üretebilir mi?
Sözen’in yazılarında sağlamcılık, çoğu zaman yalnızca bireysel tutumlar üzerinden değil dil, temsil ve anlatı kalıpları aracılığıyla yeniden üretilen yapısal bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Sözen özellikle çocuklara yönelik metinlerde, “koruma”, “empati” ya da “farkındalık yaratma” amacıyla kurulan anlatıların, kimi zaman hiyerarşik ilişkileri pekiştirme riski taşıdığına dikkat çekmek istiyor. Bu durum hem yazarların üretim sürecini hem de metne yapılan eleştiri biçimlerini yeniden düşünmeyi gerekli kılıyor.
İşte tam da bu noktada bu söyleşi, bir savunma ya da karşı çıkış metni olma iddiasında değil. Aksine bir çocuk edebiyatı metni etrafında ortaya çıkan gerilimi, daha geniş bir kavramsal çerçeve içinde ele alarak birlikte düşünme imkânı arıyorum. Eleştirinin sınırları, üretimin sorumluluğu ve çocuk edebiyatında temsiliyet meselesi, bu konuşmanın ana eksenlerini oluşturacak.
Amacım sağlamcılık tartışmasını kişisel bir düzlemde tutmak değil, bu kavramı çocuk edebiyatında daha kapsayıcı ve çoğul bir dil kurma çabasının parçası haline getirebilmek. Bu nedenle bu söyleşiyi bir karşılaşma ve diyalog daveti olarak okumanızı dilerim.
Gostil Sağlamcılık Ödülleri adayları
"Sistematik bir ayrımcılık biçimi olarak sağlamcılık"
Sizi tanımak isteyenler için kendinizden biraz bahseder misiniz?
İstanbul’da yaşayan kör bir kadın aktivist olarak, hem bireysel hem örgütlü biçimde eşit ve bir arada yaşam için çalışıyorum. Felsefe ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerini bitirdikten sonra “dil-düşünce bağlantısı” özel ilgi alanım haline geldi. Bu söyleşiye konu eleştirim üzerine sağlamcılık kavramını daha iyi anlama/anlatma imkânı veren davetiniz için teşekkür ederim.
Sağlamcılık bir kavram olarak hayatınıza ilk ne zaman girdi? Bu kavramla tanıştıktan sonra ne tür değişimler yaşadınız?
“Sağlamcılık”ın sözcük olarak yaşamıma girmesi on yıldan eski değildir. Ancak bu kavramın işaret ettiği durumları fark etmemin; çocuk yaşlarımdayken “Burada bir saçmalık var” diye hissettiğim, ilerleyen zamanlarda “haksızlık/eşitsizlik/ayrımcılık” diye ifade ettiğim ve nihayet bunun sistematik bir ayrımcılık biçimi olarak “sağlamcılık” olduğunu kavradığım neredeyse tüm yaşamıma yayılan bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Tabii........
