Batı Asya'da cephe daralıyor
Küresel güç dengelerinin Asya Pasifik’ten Avrasya coğrafyasına kadar radikal bir biçimde yer değiştirdiği tarihsel bir eşikten geçiyoruz. Yüzyıllardır süregelen Batı merkezli hegemonya, kendi yarattığı ekonomik krizler ve askeri dayatmaların altında ezilirken, mazlum ve gelişmekte olan milletlerin oluşturduğu yeni dünya düzeni filizlenmektedir.
Bu büyük jeopolitik kırılmanın en sıcak, en kritik cephesi ise hiç kuşkusuz Batı Asya’dır. Yıllardır emperyalist bölme, parçalama ve vekalet savaşlarının laboratuvarı haline getirilmek istenen bölgemiz, bugün kendi kaderini kendi elleriyle tayin etme iradesini kuşanmaktadır.
Bu iradenin en somut, en kaçınılmaz ve en stratejik adımı ise Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin tam kapasiteyle, koşulsuz ve doğrudan normalleşmesidir.
Türkiye ve Suriye’nin ortak bir kader ve ortak bir güvenlik mimarisinde buluşması, yalnızca iki ülkenin sınır emniyeti anlamına gelmemektedir. Bu hamle, Atlantik blokunun bölgedeki tüm oyun planlarını çökertecek, Pentagon’un haritalarını yırtıp atacak tarihsel bir devrimdir.
Türkiye, Suriye, Rusya ve İran arasında kurulacak dörtlü iş birliği mekanizması, Batı Asya’da geçilemez bir savunma hattı oluşturmaktadır. Türkiye ve Suriye’nin barışması, Tahran’ın batı cephesindeki güvenliğini tahkim edecek, emperyalizmin İran’ı çevreleme stratejisini boşa çıkaracaktır
ATLANTİK KORİDORUNA BÖLGESEL KİLİT
Suriye’nin Tel Abyad ilçesine bağlı köylerde terör örgütlerinin döşediği mayın ve patlayıcılar Suriye Savunma Bakanlığına bağlı bomba imha ekipleri tarafından temizlendi - FOTOĞRAF: Abdulrahman el Ali/AAYıllardır Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda inşa edilmeye çalışılan yapay devletçik, hiçbir zaman Kürt kökenli yurttaşlarımızın ya da bölge halklarının çıkarına hizmet etmemiştir. Karşımızdaki yapı, Amerikan emperyalizminin ve onun bölgedeki koçbaşı olan İsrail’in lojistik, askeri ve finansal desteğiyle büyütülen bir “İkinci İsrail” projesidir.
Bu terör koridoru, doğrudan Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alırken, aynı zamanda Suriye’nin egemenliğini ve kaynaklarını gasp etmektedir. Suriye’nin petrol kuyularını işgal eden, tarım arazilerini talan eden ve bölgeyi istikrarsızlaştıran PKK/YPG unsurları, Atlantik’in bölgedeki ileri karakolundan başka bir şey değildir.
Bugün Ankara’nın Şam ile atacağı her askeri ve siyasi adım, bu ileri karakolun ikmal hatlarını tamamen........
