menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Domino etkisi

21 0
20.03.2026

Küresel ekonomi, turizm, enerji ve gıda dengeleri açısından da kırılgan bir dönemin kapısını aralamaktan öte açmış vaziyette.

Petrolden sonra en büyük gelir kaynağı Turizm olan Ortadoğu bugünlerde Turizmin kırılgan dengesi ve olası senaryolar üzerine kafa yoruyor.

Milyon dolarlık turizm potansiyeli başta BAE olmak üzere Ortadoğu da asla planda olmayan senaryoların gerçekleşmesine karşı çaresiz durumda.

Ortadoğu’da süregelen çatışma ortamı, turizm sektörünü ilk ve en hızlı etkileyen alanlardan biri haline getiriyor.

Bu etkiyi üç farklı senaryo üzerinden okumak mümkün.

İlk senaryoda, sınırlı ve bölgesel kalan bir çatışma ortamı söz konusu.

Bu durumda Körfez ülkeleri ve çevre destinasyonlar “algı riski” ile karşı karşıya kalıyor.

Güvenli olmalarına rağmen turist talebi düşüyor, özellikle Avrupa ve Uzak Doğu’dan gelen ziyaretçiler alternatif destinasyonlara yöneliyor.

Türkiye bu noktada “güvenli liman” algısıyla avantaj yakalayabilir.

İkinci senaryoda, çatışmanın yayılması ve hava sahalarının bugünlerde kapanmasının etkileri.

Bu durumda uçuş rotaları uzuyor, maliyetler artıyor ve seyahat planları ciddi şekilde aksıyor.

Dubai, Doha gibi en önemli aktarma merkezlerinin cazibesi geçici olarak iptal olmuş durumda.

Üçüncü ve en sert senaryo ise bölgesel bir güvenlik krizinin küresel algıya dönüşmesi.

Bu noktada sadece Ortadoğu değil, Akdeniz çanağının tamamı etkilenir.

Mısır son yıllarda özellikle turizmden büyük gelir sağlayan bir ülke iken o da olası tehlikelere karşı senaryoları masasına çoktan koydu.

Özellikle Kızıldeniz güvenli gözükse de her an oraya sıçrama durumu en güçlü senaryolardan.

O zaman da ciddi bir turizm hamlesi yapan ve Kızıldeniz’de çok önemli turizm yatırımlarını hayata geçirme planlarını devam ettiren Suudi Arabistan da bu riski yaşayan ülkelerden.

Zira birkaç ay öncesinde dünya yıldızlarının konserler verdiği Riyad bugünlerde füzelerle vuruluyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapatan İran’ın bu hareketi aslında domino etkisi oluşturdu.

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ekonomide zincirleme bir şok yaratmış durumda.

Bu yalnızca petrol fiyatlarının artması anlamına gelmiyor.

Petrol fiyatlarında sert yükseliş; taşımacılıktan üretime, tarımdan turizme kadar tüm sektörlerde maliyet baskısını artırtı.

Çöl ülkeleri için lojistik kırılganlık

Ortadoğu’nun önemli bir kısmını oluşturan çöl ülkeleri, gıda ve temel ihtiyaç maddelerinde büyük ölçüde dışa bağımlı.

Bu ülkeler için lojistik hatların kesintiye uğraması, yalnızca maliyet artışı değil, doğrudan arz riski anlamına geliyor.

Deniz yollarında yaşanacak aksama, ithalat sürelerini uzatırken maliyetleri katlıyor. Alternatif rotalar ise hem daha pahalı hem de daha sınırlı kapasiteye sahip.

Ayrıca su ve enerji bağımlılığı yüksek olan bu ülkelerde, tedarik zincirindeki her kırılma yaşam maliyetini dramatik şekilde yukarı çekmekte.

Bu da sosyal dengeler üzerinde baskı oluşturabilecek bir risk olarak öne çıkar.

Gıda krizi ihtimali: Sessiz ama güçlü bir tehdit.

Kuveyt bu anlamda yardım sinyallerini veren bir ülke oldu. Suudi Arabistan Kuveyt’e Cidde limanından yüklenilen gıda tedariğini tırlar ile çölü geçerek Kuveyt’e ulaştırıyor bu günlerde.

Özellikle ithalata bağımlı ülkelerde bu durum, enflasyonun ötesinde bir “erişim sorunu” yaratmış durumda.

Türkiye açısından bakıldığında, güçlü tarım potansiyeline rağmen artan maliyetler ve iklim koşulları bu süreci hassas hale getiriyor. Ancak doğru planlama ve üretim politikalarıyla Türkiye, bu krizi fırsata çevirme potansiyeline sahip nadir ülkelerden biri.

Ortadoğu’daki savaş, artık sadece bir coğrafyanın değil, küresel ekonominin kaderini şekillendiren bir unsur haline gelmiş durumda.

Turizmden enerjiye, lojistikten gıdaya kadar uzanan bu çok katmanlı etki, ülkelerin dayanıklılığını test ediyor.

Bayramı savaşın gölgesinde yaşayanlar buruk yaşıyor bayramı...

Savaşların bayram sevincini körelttiği bugünlerde her şeye rağmen umutla, inatla güzel bir bayram dileğiyle...


© Analiz