menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Algoritmaların göremediği

13 0
10.06.2026

Sandık başında oy kullanan seçmenlerin büyük bölümü, algoritmik gündemin dışında kalan sessiz ağırlıktan oluşur. Bu sessiz ağırlığı ölçmek için ne bir etkileşim metriği ne de bir duygu analizi algoritması yeterlidir.

Dr. Yunus Şahbaz/Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi

Başta yapay zekâ olmak üzere teknolojik yenilikler hayatın her alanında olduğu gibi siyasette de dönüştürücü bir zemin haline gelmiş durumda. Veri analizi, algoritmik sınıflandırma ve otomatik karar mekanizmaları, siyasal süreçlerin giderek daha fazla sayısallaştırılmasına yol açıyor. Artık seçmen davranışından kamu düzenine, sosyal medyadan bürokratik işleyişe kadar pek çok alan, görünmez algoritmaların süzgecinden geçiyor. Bu durum, siyasetin doğasını doğrudan etkileyen yeni bir kırılma hattına işaret ediyor.

Bu tablo ilk bakışta siyaseti daha rasyonel, daha ölçülebilir ve daha öngörülebilir hale getiriyor gibi görünebilir. Nitekim sayısallaştırılmış bir siyaset, belirsizlikten arındırılmış bir yönetim vaadi taşır. Ancak meselenin derinlerine inildiğinde farklı bir tabloyla karşılaşırız. Yapay zekâ sistemleri, doğası gereği kesinlik değil olasılık üretir. Yani bu sistemler "ne olacağını" değil, "ne olabileceğini" hesaplar.

Diğer yandan, siyasetin bilimselleşmeye olan direnci üzerine bir ayrım yapmak gerekir. Ekonomi bilimi, günümüzde yüksek oranda bir "işlemselleşme" başarısı yakalamış ve bu süreçte büyük oranda insansızlaşmıştır; artık insanı değil, faiz-dolar-endeks gibi mekanik verileri konuşuruz. Oysa siyaset, her türlü algoritmik hesabı bir anda çökertebilen, öngörülmesi bambaşka akıl yürütmeleri gerektiren "kanlı-canlı" insan hallerini barındırır. İnsan, nihayetinde biraz da "ölçülemediği" için insan kalabilmektedir. Yapay zekâ temelli diskur, siyaseti bir laboratuvar deneyi gibi görme eğiliminde olsa da, siyasetin büyüsü her türlü rasyonel modeli boşa düşürecek o tahmin edilemez, insani tepkilerde gizlidir.

Buradan daha temel bir sorun doğar: kategorileştirmenin sınırları. Yapay zekâ sistemleri toplumsal davranışları belirli kategorilere ayırarak anlamlandırmaya çalışır; ancak bu kategoriler ne kadar gelişmiş olursa olsun siyasal olanı tam olarak yakalayamaz. Çünkü siyasal olan, yalnızca gözlemlenebilir verilerden değil; niyetlerden, duygulardan ve çoğu zaman öngörülemeyen........

© Açık Görüş