Türkiye’nin hakem sorunu sadece futbolda yok!
Türkiye’nin hakem sorunu sadece futbolda yok!
Süper Lig’de beş haftayı daha yeni tamamladık, bu hafta sonu altıncı hafta maçları yapılacak.
Lig uzun bir maraton; bu anlamda daha her şeyin başındayız. Ama ligin iddialı ekiplerinden Fenerbahçe daha şimdiden çok şikâyetçi. Şikâyet, her zaman olduğu gibi hakemlerden. Teknik Direktör İsmail Kartal, “Hakemler 8 puanımıza mal oldu” diyor.
Futbolda hakem sorununu yıllardır konuşuyoruz ve bir türlü tam anlaşamıyoruz.
Mesele hakemlerimizin kalitesizliği olarak algılansa çözüm bulmak kolay. Ama futbol âlemi meselenin hakemlerin kalitesi değil, kasıtlı davranışları olduğuna kanaat getirmiş durumda.
Daha sezonun başında bir sürü insan, “Anlaşıldı, federasyon falanca takımı bu yıl şampiyon yapacak” diye komplo teorileriyle konuşmaya başladı bile.
Güven bir kere ortadan kalktı mı, her türlü komplo teorisi konuşulur elbette.
***
Kapitalizm de, onun uzantısı olarak görmemiz gereken demokrasi de temelde güvene dayalı bir rejimdir. Bütün aktörler birbirine güvenmelidir ki sistem işlesin.
Tabii, öyle kuru kuruya güven olmaz; “hukukun üstünlüğü” kavramı ve hukuk işte bu “güven”i oluşturmak için vardır.
Sokakta yürürken öldürülmeyeceğinizden, gerekçesiz biçimde hapse atılmayacağınızdan, evinizin soyulmayacağından, birisiyle imzaladığınız sözleşmenin geçerli olacağından emin olmalı, buna güven duymalısınız.
İşte o güveni hukuk verir.
Futbolda da bu böyledir, para ve sermaye piyasalarında da…
***
O hukuku uygulasın diye futbolda hakemler vardır, hayatın geri kalanında da devletin rolü hakemliktir.
Hakemin sadece tarafsız olması yetmez; bundan da önemlisi hakemin kural dışına çıkıldığında zamanında müdahale etmesidir.
Modern kapitalizm, piyasa kurallarının tam olarak işlemesi için devletin hakemlik ve düzenleyicilik yaptığı rejimin adıdır.
Şirketler piyasa şartlarını bozup aralarında tekel veya oligopol oluşturmasın diye Rekabet Kurulu vardır örneğin.
Veya sermaye piyasalarında yatırımcıların güveninin sarsılmaması için Sermaye Piyasası Kurulu vardır.
Bu kurulların görevi piyasa ekonomisinin kurallarının dışına çıkılmamasını sağlamaktır.
***
İstanbul Borsası ile hiç ilgim yok. Uzun yıllar önce birkaç hisse senedi almak, daha sonraki yıllarda ise bireysel emeklilik fonlarımı borsa endeksine bağlı fonlarda tutmak dışında borsaya hiç değmedim diyebilirim.
Tanıdığım büyük borsa yatırımcısı veya profesyonel arkadaşlarım var ama. Onlardan bir süreden beri “fonlar”ı dinliyorum.
........