“Bir Uzun Sonbahar”: Dünyanın kaderine yön verecek seçimler art arda dizildi
“Bir Uzun Sonbahar,” Demir Özlü’nün 12 Mart darbesinin hemen öncesinde ülkemizdeki aydınların varoluş sorunlarını, kültür bunalımını anlatan romanının adı… 1976’da yayınlanmış. Özlü’nün kurgusu, ekonomik-sınıfsal dengelerin dönüştüğü, sanayi sermayesinin rüştünü ispata giriştiği, memleketin elitlerinin değiştiği, toplum kadar devletin de kendine yön aradığı bir dönemi bütün boyutlarıyla anlatmıyor belki ama, hakkında önemli ipuçları veriyor.
Bugün de “Bir Uzun Sonbahar”la karşı karşıyayız. Bu kez küresel planda ekonomik-sınıfsal dengeler değişiyor. Teknoloji sermayesi iktidar ortağı oluyor. Merkantilizm ikinci baharını, silah sanayii altın devrini yaşıyor. Yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik, gelecek kaygısı, kutuplaşma, çatışma, katliam ve savaşlar arasında siyaset yönünü bulmaya çalışırken, bireyler de varoluşlarını sorguluyor.
Bu hengâme içinde, önümüzdeki aylarda yapılacak bir dizi seçim gidişatı şöyle veya böyle değiştirebilir. Bu seçimler, ya son yirmi yılda küresel planda aşırı sağın kazandığı mevzileri tahkim edebilir ya da dünyayı peşinden sürüklemesi kaçınılmaz gibi gözüken bu yükselişin pekâlâ engellenebileceğini göstermek açısından kritik bir dönemeç haline gelebilir.
“Almanya’nın en tehlikeli adamı” eyalet başbakanı olacak mı?
Bugün (6 Eylül 2026), Federal Almanya’nın Sachsen-Anhalt eyaletinin seçmenleri, seçim pusulası üzerinde, Almanya ve belki de Avrupa tarihinin dönüm noktasına işaret koyacaklar. Anketlerin açık ara favori gösterdiği AfD (Alternative für Deutschland / Almanya İçin Seçenek) eyalet meclisi seçimlerini kazandığı taktirde, Almanya’nın ünlü merkez-sol haftalık dergisi “Der Spiegel’in, “Almanya’nın en tehlikeli adamı” olarak nitelediği Ulrich Siegmund, Sachsen-Anhalt eyaletinin başbakanı olacak.
Siegmund’un partisinin (AfD) anketlerdeki oy oranı A’i aşmış durumda. Onu en yakından izleyen Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) %’e ulaşamıyor. AfD seçim hedefini E üzeri olarak belirlemiş. Ancak 42-43 alsa bile hükümet olabilir. Bu şansı elde edebilmesinin önemli koşullarından biri, birkaç partinin barajın altında kalması. Buna karşılık yüzde olarak net bir çoğunluk elde etse bile, eyalet parlamentosunda yeterli sandalyeyi kazanamayabilir; koalisyon kuramayarak hükümet dışında kalabilir. Bugüne kadarki açıklamalara göre, geleneksel partiler AfD ile koalisyona girmeyecek, Siegmund da azınlık hükümeti kurmayacak.
Sachsen-Anhalt birleşme öncesi Doğu Almanya toprakları üzerinde bulunan bir eyalet. Buradaki yaşlı seçmenler, eski günlere, Doğu Almanya dönemine duydukları özlemin (Ostalgie – İlhamını nostaljiden alan “doğu özlemi”) bir ifadesi olarak veya “Mersedesleriyle gelip her şeyi berbat ettiler” dedikleri “Wessi”lere (Batılı) “Ossi”lerin (Doğulu) tepkisinin dışavurumu olarak AfD’ye oy veriyorlar. Doğu’nun genç erkekleri ise ya işsiz ya da Batı’ya göre daha düşük ücretlerle çalışıyorlar. İyi eğitimliler ve kadınlar Batı’ya göçmüş. Doğu’da kalanlar yalnız ve dışlanmış hissediyor. Siegmund’un peşinde böyle bir genç erkek güruhu var.
AfD iktidara geldiğinde, eyalet içinde eğitim, emniyet, istihbarat ve iltica kurumlarını kontrol edecek. Parti, kitlesel sınır dışı işlemleri, LGBT sembollerinin yasaklanması, sınıflarda Alman çocuklarla mültecilerin ayrılması ve (“Ostalgie”yi destekler biçimde) Moskova ile daha yakın ilişkiler kurulmasını vaat ediyor.
Henüz hiçbir yerde Sachsen Anhalt’daki boyuta varmasa da AfD Almanya’nın batısında da endişe yaratıyor. Görece daha liberal olan kuzey eyaletlerinde -14 arası bir oy oranı yakalayan AfD, Rheinland-Pfalz, Baden-Württemberg gibi eyaletlerde ’ye yaklaşmış.
Almanya’nın bu kesiminde AfD’ye yönelimi teşvik eden unsurlar, küresel plandaki örneklere yakın: Gelecek endişesi, göçmen karşıtlığı, güvenlikçi bir anlayış, geleneksel partilere karşı duyulan hayal kırıklığı ve tabii Çin rekabeti, ABD gümrük vergileri, enerji maliyetlerinin bunalımdaki Alman ekonomisinde yarattığı işsizlik… Kulağa tuhaf gelse de, AfD’yi destekleyen çok sayıda Türk’ün olduğunu da geçerken belirtelim.
AfD’nin bu Sachsen-Anhalt zaferinin bir atlama taşı olması, diğer eyaletlere sirayet etmesi, ihtimali var. Almanya kalesinin düşmesi, Fransa ve İngiltere’deki aşırı sağa da hız kazandırabilir. “Domino teorisi”ne fazlaca yatkın biçimde yorumlanıyor olsa da, bu ihtimaller, bize, gözümüzü Almanya seçimlerinden ayırmamamız gerektiğini söylüyor.
İsveç, Avrupa’nın yükselen aşırı sağını dizginleyebilecek mi?
Gelecek hafta bugün, 13 Eylül’de, İsveç’te genel seçimler var. Bu ülkede, şu anda, Başbakan Ulf Kristersson liderliğinde Ilımlı Parti (M), Hristiyan Demokratlar (KD) ve Liberal Parti’den (L) oluşan sağ koalisyon iktidarda. Bu blok, aşırı sağcı İsveç Demokratları (SD) tarafından dışarıdan destekleniyor. SD ülkenin ikinci büyük partisi konumunda, ’ye yakın oyu var.
Eğer sağ koalisyon yeniden hükümet olmayı başarırsa, aşırı sağcı SD bu kez (kabineye girmezsek desteklemeyiz şantajıyla) mutlaka hükümete girecek. İsveç de Batı Avrupa’da aşırı sağı iktidara taşıyan ilk ülke olma unvanını kazanacak. Sağ bloğun en önemli problemi, bu blokta yer alan Liberaller’in bu seçimde %4’lük barajı aşamayacak gibi görünmeleri. Bu aynı zamanda solun da umudu.
Anketlerin sol bloğu iktidara daha yakın gösteriyor; tabii aralarında anlaşabilirlerse… Sosyaldemokrat Parti (S) her zamanki gibi İsveç’in en büyük partisi, 0’un üzerinde oyu var. Eğer diğer muhalefet partileriyle birlikte çoğunluğu sağlarlarsa, sosyal demokrat lider Magdalena Andersson başbakan olacak.
Bu blokta oy oranları %5-7 bandında seyreden Yeşiller, Merkez Parti ve Sol Parti var. Sosyal demokratlarla Yeşiller iyi anlaşıyor ama Merkez ile Sol Parti için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Sol Parti, koalisyonu desteklemek için kabinede yer alma şartını ileri sürerken, Merkezciler de içinde Sol Parti’nin bulunduğu bir hükümete güven oyu vermeyeceklerini belirtiyorlar. Oysa bu dört partinin bir araya gelmesi büyük olasılıkla bugünkü muhalefeti iktidara götüren çoğunluğu sağlayabilecek. Bu da Avrupa’da yükselen sağın durdurulabileceğinin bir göstergesi sayılacak.
Trump’a direnen son kalelerden birinde, Brezilya’da gelecek ay seçim var
Bu köşeyi izleyenler........
