ÜÇ ZARF
Yönetimin bizden önce şu yoktu, bu yoktu gibi söylemleri üç zarf hikâyesini hatırlatıyor. En son Milli Eğitim Bakanı'nın basına ve sosyal medyaya yansıyan “okullarda tuvalet yoktu” açıklaması tam da üç zarf hikâyesinin ete kemiğe bürünmüş haliydi. Yıllar önce Milliyet Gazetsi'nde Hasan Pulur yazmıştı üç zarf hikâyesini, baktım da Internet ortamında onlarcası dolaşıyor. Demek ki bayağı önemliymiş. Yöneticiler için anlatılan hikâye kısaca şöyle: İşe yeni başlayan yeni yöneticiye eski yönetici üzerinde 1, 2 ve 3 yazan üç tane zarf verir. Yeni yönetici bunları niye verdiğini sorunca eski yönetici, bir sorun veya krizle karşılaşınca zarfları sırayla açmasını söyler. Yeni yönetici zarfları çekmeceye koyar ve işine bakar. Ama daha başlar başlamaz bakar ki işler istediği gibi gitmiyor. Uğraşır, çalışır çabalar ama sorunu çözemez. Aklına çekmecedeki zarflar gelir. Eski yöneticinin tecrübelerinden yaralanmak için 1 numaralı zarfı açar. Zarfta işler istediğin gibi gitmiyorsa senden önceki yönetimi kötüle yazmaktadır. Başlar kötülemeye; Benden önce buzdolabı yoktu, ambulans yoktu, toplu iğne yoktu, okullarda tuvalet yoktu! Onlar öyle başarısızdı, böyle beceriksizdi. Bu süreç durumu biraz idare eder. Ortalık sakinleşmeye başlar biraz. Ama bir süre sonra yeni bir kriz çıkar, bir sorun daha başgösterir. Yeni yönetici yine uğraşır, eder eyler ama üstesinden gelemez. Çekmecedeki 2 numaralı zarf aklına gelir. Giden yönetici mutlaka bir yol göstermiştir. Açar zarfı ve bakar ki yeni bir tavsiye yazmaktadır. Herşeyi yeniden organize et denilmektedir. Yeni yapılanmalar, değişik yöntemler ve yeni girişimler falan! Derhal her şeyi eski Türkiye -Pardon; eski yuygulamalar, eski politikalar, eski yöntemler diyerek değiştirmeye başlar. Yeni kurallar, yeni açılımlar, yeni söylemler, yeni umutlar ortaya koyar. Yasaları değiştirir, kararname ve yönetmelikler yeniden düzenlenir, hatta yönetim şekli tümüyle değiştirilir. Tüm yetkileri kendinde toplar. Bütün karartları o vermektedir. Eh, biraz da bununla idare eder. Ancak sorunlar bir türlü bitmemektedir. Yönetilenlerde huzursuzluk artmaktadır. Yönetenin keyfi yerindedir ancak kriz üzerine krizler yaşanmaktadır. Yapılacak tek şey 3 numaralı zarfı açıp eski yöneticinin son tavsiyesini yerine getirmektir. Çekmece çekilir, 3 numaralı zarf özenle açılır ve eski yöneticinin tavsiyesi okunur. “Bütün bunlara rağmen yönetimde başarılı olamadıysanız üç zarf da siz hazırlayın!” İlk iki zarftakiler yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Eski Türkiye'yi ve Eski Türkiye'nin yöneticilerini suçlayın suçlayabildiğiniz kadar. Sizden önceki yönetimleri yerin dibine sokun. O yoktu bu yoktu diye ileri geri konuşmaya devam edin. Okullarda şu yoktu bu yoktu söylemlerini süsleyin süsleyebildiğiniz kadar. Bugün ülkeyi yöneten kadrolar o okullardan geliyorlar, bari bunu görseydiniz. O yoktu dediğiniz yerin olmadığını varsayalım, buna rağmen eğitim vardı; bunu biliyor musunuz? Sonra yöntem değişikliği yapmak istediniz ve yaptınız da. Daha ne yapacaksınız? Daha hangi yetkiyi istiyorsunuz? Daha neyi değiştireceksiniz? Ne istediniz de bu millet vermedi! Ama siz bu milletin bir lokmasını iki edemediniz. Bu durumdan memnun musunuz? Düşlediğiniz Türkiye bu muydu? Halkla iç içe olmadığınız için halkın gerçek sorunlarını bilmiyorsunuz. Sizin yaşadığınız üst tabakada gerçekten sorun yok. Bir eliniz yağda bir eliniz balda. Bütün ülkeyi böyle sanıyorsunuz. Size böyle anlatıyorlar, siz de inanıyorsunuz. Belli ki iki zarfı da açıp okumuşsunuz ve uygulamışsınız. Şimdi sıra üçüncü zarfı açıp okumakta… Üç zarf da siz hazırlayınız!
