menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Örgüt Sayısı ve İsraf

10 0
04.08.2026

Ülkemizde, türü ne olursa olsun şirketler başta olmak üzere derneklerin, sendikaların, birliklerin ve odaların sayısının gereğinden fazla olduğunu düşünüyorum. Şirketler deyince aklınıza, yalnızca limitet ve anonim şirket gelmesin. Bir şirket türü olarak kooperatiflerin sayısı da gereğinin çok üzerindedir. Hatta akla sığmayacak ölçüde fazlalık vardır. Yalnızca kooperatifler mi? Tabi ki, hayır. Ziraat odaları, ticaret odaları, ticaret ve sanayi odalarının sayısının da sağduyunun ve teknolojik gelişmelerin ötesinde olduğunu söylüyorum. Aynı biçimde son yıllarda yaşamımıza giren “gerçek üstü” bir örgütlenme tipi olarak üretici birliklerini, yetiştirici birliklerinin de saymalıyız. Aynı alanda faaliyet gösteren dernekleri, sendikaları da dile getirmeliyiz. Bunların dışında başkaları da sayılabilir. Ancak, gerek yoktur.Hangi alanda olursa olsun parçalanmış yapıların etkisi zayıf olur. Aslında “böl, parçala, yönet” söyleminin uygulamasını görüyoruz. Aynı alanda etkinlik gösteren örgütlerde açıkça hissedilir ya da hissedilmez kıvamda, yöneticileri arasında rekabet vardır: “Bizim örgütün üye sayısı daha fazla, çok sayıda ilde, ilçede şubemiz var.” türünden böbürlenmelerini görürüz. Peki, böbürlenmenin, üye tabanına olumlu bir etkisi olabilir mi? Amaçtan sapan düşüncenin, eylemin sonuca olumlu etkisi olamaz. Örneğin birden fazla emekli sendikasının, emeklilerin maaşlarının artışına hiçbir katkısı ve etkisi olamaz. Sosyal haklarının genişlemesini sağlayamaz. Yaklaşık 16 milyon emekli, dul ve yetim maaşı alan insanın bulunduğu ülkemizde üye sayısı yüzde biri bile bulamayan bir sendika yöneticinin, diğerlerine göre en fazla üye bizim sendikada var demesinin, böbürlenmenin,........

© Yeşilgiresun