menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasi yoksunluğu eğitim ve şiddetin toplumsal inşası

25 0
22.04.2026

Okulda meydana gelen şiddet olaylarını yalnızca bireysel sapmalar ya da “münferit vakalar” olarak ele almak, gerçeği perdeleyen en büyük yanılsamalardan biridir. Şiddet, kendiliğinden ortaya çıkan bir davranış değil; belirli tarihsel, siyasal ve toplumsal koşullar altında üretilen, yeniden üretilen ve meşrulaştırılan bir olgudur. Bu nedenle mesele yalnızca fail değil, faili mümkün kılan ve sürekli yeniden üreten düzendir.

Demokrasi kültürünün kök salmadığı, çoğulculuğun tehdit olarak algılandığı ve farklı kimliklerin bastırıldığı toplumlarda şiddet, bir istisna değil; bir yönetim biçimi haline gelir. Eğitim alanı ise bu yönetim biçiminin en görünür sahalarından biridir. Öğrencilerin güvende olmadığı, öğretmenlerin hedef haline getirildiği, bilimsel düşüncenin sistematik biçimde geriletildiği bir eğitim atmosferinde şiddetin sıradanlaşması kaçınılmazdır.

Eğitim, yalnızca bilgi aktarımı değil, aynı zamanda bir toplumsal bilinç inşası sürecidir. Ancak bu süreç, demokratik değerlerden arındırıldığında; yerini itaat, korku ve tek tipleştirme üzerine kurulu bir yapıya bırakır. Ana dilinde eğitimin engellendiği, eleştirel düşüncenin bastırıldığı, eğitim emekçilerinin sürgünler ve ihraçlarla susturulduğu bir sistemde, şiddet hem bir sonuç hem de bir araç olarak karşımıza çıkar.

Bu noktada şiddetin sosyolojik karakterine bakmak gerekir. Şiddet, yalnızca fiziksel bir eylem değil; aynı zamanda sembolik ve yapısal boyutları olan bir iktidar pratiğidir. Pierre Bourdieu’nun kavramsallaştırdığı........

© Yeni Yaşam