Yetmedi dünya
İnsanın bekleme yerleri var, sıkıntı duvarları arasında, tahammül sınırlarının eşiğinde. İnsanın kahrolma zamanları var ve tahminler ile ertelemeler peş peşe bahaneler üretiyor. Her adım bir basamakla karşı karşıya ve engellerin gizli adları var; karşılaşmak deniliyor ve bir rüya gibi çağrılıyor.
Çingene ruhlu zamanların isimler verdiği mekânlar var, hüzün hep tek yürek, tek kişilik masa, bir serenat gibi kendini gösteriyor. Keşkeler yarışı, keyif arayışı, devam eden bir yol ve düğümlenmiş hatıralar. Kim kimi nasıl anımsarsa öyle bilinir diye bir yasa; herkesin inandığı bir ilham, hepimizin itiraz edemeyeceği yıllar. Günlere bölününce unutmak sıradanlaşan bir vaha oluverir.
Tekrar eden uyanmalar, dejavu sanılan anlar, kolektif faşist bilinçaltı, kayıtlı rutin, sıradanlaşan kalbe saldırılar, erken gelen melankoli ve hafızanın cehennemleri. İnsan bir labirentin içinde, kendisinin dışında. Hayat vazgeçtiğimiz yerlerde kendini gösteriyor, gördüğümüz yerlerin haritasına karışıyor. Bakınca görünen, görününce bakılan yerler gibi zamanlar.
Saf bir aklın eleştirisi, yalnız gecelerin muhasebesi,........
