Neden sürekli kaybettiğimizi sanıyoruz?
Kapitalizm insanlığı katırının üstüne bindirdi götürüyor. Uzanın sağdan soldan toplayın, diyor. Herkes de harala gürele topluyoruz. Herkes bir şey kapıyor. Ufaklar kolay ele geliyor. Doldurdukça dolduruyorlar. Ne hikmetse tam okkalı bir şey kapacakken katır bir manevra yapıyor, hop kaçırıyorlar. Uzanmaya çalışırken kimi düşüp gidiyor. Dönüp düşene bakmaksızın herkes kolunu uzatmaya devam ediyor. Durmaksızın ve doymaksızın. O ranttan bu ranta, bu ranttan şu ranta…
Herkesin heybesinde iyi kötü bir şey oluyor. Gene de herkes mutsuz.
Çünkü herkes bir diğerinin kendisinden daha iyi doldurduğuna inanıyor. Oyunun kuralı bu ya; kimse bir diğerinin heybesindekileri bilmiyor. Gizem heyecan veriyor.
Falanca taksi plakasından götürmüş. Filanca altından vurmuş. Birisi pazar tezgahından. Öteki dolardan. Beriki arsadan. Başkası konuttan. Biri öyle bir mal bulmuş ki ilk ithal eden olmuş oradan. Şu var ya hisseyi en dipten almış.
Nasıl oluyorsa herkes sürekli vurgun yapıyormuş birileri sadece izliyormuş gibi geliyor. Ve dünya koca bir kumarhaneye dönüşüyor.
Kumarhaneler böyledir. Bazen birine kazandırırlar. Kimsenin kazanamadığı kumarhane çalışmaz. Kazananların hikâyesidir kaybedecekleri çeken. Kaybedecekleri biline biline kaybedenler sadece kendilerinin kaybettiğini sanır. Herkes kazanıyordur ama onlar kaybediyordur. Çünkü herkes akıllı onlar ahmaktır. Suçlu kendileridir.........
