Sızmalar ve çökmeler(1)
Sızmalar ve çökmeler(1)
Dünyâ sistemleri muayyen sıklet merkezleri üzerine kurulur. Emperyal olanları bu sıklet merkezlerinin aslî unsurlarını teşkil eder. Lâkin hiç emperyal kuvvet tek başına mutlak bir dünyâ hâkimiyeti tesis edemez. Buna daha sonra irili ufaklı alt sistemler eklemlenir. Bu eklem-lenmeler diyalektik bir mâhiyet taşır. Yâni sistemler iç rekâbetler üzerine kendi muarızlarını da var eder. Tıpkı fizikte olduğu düşünüldüğü üzere, madde-anti madde münâsebetindde olduğu üzere her sistem kendi içinde kendi sistem karşıtını da var ederek tecessüm eder.
Coğrafî temelde bakıldığında, bilhassa da kıt’asal seviyede kadim dünyâ sistemleri ikili bir tasnif üzerinden anlaşılabilir. Bugün Asya, Avrupa ve Afrika kıt’a parçaları esâsen tek bir kara parçası olarak telakki edilebilir. Binlerce sene boyunce, gevşek bağlardan daha yoğun olanlarına doğru bu kıt’aların mukaddderatı bir şekilde birleşmiştir. Münbit araziler ve ticâret yolları bu münasebetlerin odağındadır. Buna mukabil diğer parça, Amerikalar olarak bilinen kıt’a, zaman zaman kuzeyden bâzı geçişler olsa da modern zamanlara kadar diğerinden hayli kopuk kalmıştır. Kapitalist üretim, mübadele ve tüketim tarzları târihin şâhitlik ettiği en büyük entegrasyonu tamamlamış ve küremiz muazzam bir donanım üzerinden tek parça kıvamına gelmiştir.
Burada üzerinde durmak istediği husus meselenin siyâsî, idârî ve kültürel olanları başta olmak üzere, askerî ve ekonomi hâricindeki diğer yapılarının veri bir dünyâ sisteminde nasıl şekillendiğine işâret edip bâzı güncel gelişmeleri buna göre yorumlamaktır. Bilhassa ŞİO’nün Bişkek’te yaptığı toplantı bana çok çarpıcı geldi. Bir çerçeve kurmaya çalışarak bu toplantının ehemmiyetini ve bundan sonra yaşanabilecekleri değerlendirmeye gayret edeceğim. Evet, devâm edelim…
Her sıklet merkezi iki çeşit davranış gösteriyor. Bunlardan ilki yoğunlaşma, diğeri ise yayılmadır. Bunu, veri kuvvetin dâhilî ve hâricî dinamikleri........
