Epstein dosyası Yahudi İngiliz medeniyetinin kök hücre çürümesidir
Jeffrey Epstein vakası, münferit bir kriminal sapkınlık hadisesi değildir. Bu dosya, modern liberal hegemonyanın yapısal çelişkilerini açığa çıkaran bir travmadır. Olayın kendisinden ziyade, o olayın hangi güç ağları içinde, hangi koruma mekanizmaları sayesinde ve hangi suskunluk duvarları arkasında yıllarca sürdürülebildiği önemlidir.
Son iki yüzyılda Batı medeniyeti, yalnızca askeri ve ekonomik üstünlük kurmadı; aynı zamanda normatif üstünlük iddiasında bulundu. Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve bireysel özgürlükler, bu medeniyetin evrensel değerler repertuvarı olarak sunuldu. Bu değerlerin iç siyasette kurumsallaştığı da inkâr edilemez. Ne var ki uluslararası düzlemde aynı normların seçici biçimde uygulanması, liberal düzenin başından beri taşıdığı çifte standardı görünür kıldı.
Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramını hatırlayalım: Hegemonya yalnızca zorla değil, rıza üretimiyle kurulur. Batı düzeni, rızayı norm üretimi üzerinden inşa etti. Ancak rıza üretiminin sürdürülebilmesi için norm ile pratik arasındaki mesafenin makul olması gerekir. Epstein dosyası tam da bu mesafenin artık makul sınırları aştığını gösteriyor.
Bu vakada dikkat çekici olan husus, siyaset, finans, akademi ve medya elitlerinin aynı gayrı resmî ağlarda kesişebilmesidir. Bu........
