We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kendini her şeyin sahibi sananlar

219 0 378
22.12.2018

Tükenmez kalemin henüz icat edilmediği yıllar. Dolma ve kurşun kalemlerin devri. Bu kalemlerin çoğunda yüksek işçilik söz konusu. Çünkü yazı, sanat olarak görülüyor. Sonra tükenmez kalemler hayatımıza giriyor. Kalite ve estetik hızla düşüyor. Daha pratik. Kullanıyor ve bitince atıyorsun. Haliyle, insanoğlunun el yazısı da bozuluyor. Eski yazışmalardaki özeni daima arıyoruz.

Dolma kalem, titizlik demektir. Bakım ister. Onu korumak, düşürmemek gerekir. Kullan ve kurtul alışkanlığının dışındadır.

Geçmiş gün. 1980 civarı. Evinde kese kâğıdı imal eden bir ağabey vardı. Dünde kalmış gazeteleri topluyor, bunları kese kâğıdına dönüştürüyordu. Unu sulandırıyor ve tutkal olarak kullanıyordu. Ürettiği kese kâğıtlarını bakkal, manav ve pazar esnafına kolaylıkla satıyordu. İşin güzel tarafı, günlük hayata kazandırılan bu kâğıtların tekrar dönüştürülebilir olmasıydı. Evet, kanaat ekonomisi.

Geçmiş zaman. 1984 yılında, üç ay bir dağ köyünde kaldım. Köy, sadece bir evden oluşuyor. Elektrik yok. Karpuzun içini yiyor, kabuklarını ineklere veriyoruz. Hep böyle olunca, evden hiç çöp çıkmıyor. Gerçekten de çöpün ne olduğu bilinmiyor. Otuz yıl sonra tekrar o köye gittim. Evden geriye birkaç temel taşı kalmış. Büyükler çoktan vefat etmiş. Çocuklar büyümüş ve şehre taşınmış. Ormanın içindeki yüksek rakımlı bu köyde nüfus sıfır. Buna rağmen her yer plastik poşet ve pet şişe dolu. Kim bırakıyor bunları? Günübirlik........

© Yeni Şafak