Köpeğin annesi de köpektir!
Baba
: “Benim güzel kızım. Sen ne kadar merhametlisin, hayvan seviyorsun, güzel ama bu hayvanlara verdiğin parayla, Afrika’da bir çocuğu veya beş çocuğu, on çocuğu bir ay beslersin.”
Kızı
: “Çocuklar beni ilgilendirmiyor.”
İki yıl önce, Mustafa Merter Hoca ile yaptığımız Bir Başka Mesele programında yukarıdaki diyaloğu konuşmuştuk. Kendisinden bir psikiyatr olarak, şahit olduğu “sevgi manipülasyonunun” nedenlerini anlatmasını istemiştim. Hekaton’la Son Tango kitabında da değindiği “
tetiklenmiş merhamet
sapmasını
” şöyle açıklıyordu:
“Hayvanlarla kurulan ilişki daha az sorumluluk gerektiriyor; daha konforlu, bir çeşit ‘kendini kandırma’ çünkü bir insanın kendi yavrusu ile kurabileceği ilişkinin inceliklerini taşımıyor bu ilişki. İstendiği kadar hayvan sevilsin; bu sevgi, insanlar arası sevginin, mesela bir annenin bebeği ile yaşadığı sevginin yerini tutamaz. Hayvan sevgisi bir süreliğine idare eder ama sonunda yetmez ve sıkıntı, varoluş anksiyetesi başlar.”
Bosch’un reklam filminde olduğu gibi kediler, köpekler artık “
aile fertleri
” ilan ediliyor. Öyle ki “
kedi fobim var
” veya “
köpeklerden korkuyorum
” demek bile insanın vicdanını sorgulatacak noktaya taşındı.
Geçtiğimiz aylarda İzmit’teki bir AVM’de asansör beklerken önümde yaşananlar ise film sahnesi değildi.
Orta yaşlarda bir kadın… Bir elinde bebek arabası, kucağında küçük cins bir köpek. Yanına yaklaşan 13-14 yaşlarında bir kız çocuğu hayvanı sevmeye çalışırken, kadın “Rahat durmuyor. Kucak istiyor” dedi. Bebek arabası........
