Bir Mehmed Niyâzi Özdemir vardı...
Bir Mehmed Niyâzi Özdemir vardı...
Öyle yazarlar tanıyorum ki, onlardan bazılarının kitaplarını okuyunca hem kendilerini takdir etme ihtiyacını duyuyorum, hem de eserlerini başkalarına da tavsiye ediyorum. Esefle ifade edeyim ki, yine bunlardan bir kısmını yakından tanıyınca, kendisiyle yakınlık kurulamayacağını anlıyorum ve bir bakıma hayâl kırıklığına uğruyorum.
Hiç şüpheniz olmasın ki, böyle şahsiyetiyle ve eserleriyle tezat teşkil etmeyen, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan değerli kalem erbabı da var. İşte bu özelliğe sahip değerlerimizden biri de merhum Mehmed Niyazi Bey’di. Onun böyle “zülcenâheyn” bir kimse olduğunu kendisini yakından tanıyanlar ve eserlerinden istifade edenler, her zaman, her yerde itiraf ediyorlar.
Mehmed Niyazi Bey, velûd bir yazar olduğu kadar da tam bir sohbet üstadıydı. Ben her ne kadar bu rahmetli ağabeyimizin Marmara Kıraathanesi’ndeki sohbetlerini dinleme bahtiyarlığına eremediysem de bir başka Marmaratör olan rahmetli üstadımız Ziya Nur Aksun’un devlethanesindeki konuşmalardan çok istifade ettim. Bir grup arkadaşla ve bazı büyük zatlarla evinde buluşur, tadına doyum olmayan sohbetleri biz de tadına doymayarak dinlerdik.
Eskilerin sık kullandıkları iki kelime, daha doğrusu iki kelimeden oluşan iki söz vardı ki; biri “mîr-i kelâm”, diğeri de “meclis-ârâ” idi. Mîr-i kelâm; güzel, düzgün ve zarâfetle konuşan kimse anlamına geliyordu, meclis-ârâ da böyle güzel güzel yaptığı sohbetlerle bulunduğu meclisi süsleyen kimse demekti. Mehmed Niyazi merhum da bu iki özelliğe sahip olduğu için Ziya Nur Bey’in evinde yaptığı tarih ve edebiyat sohbetleriyle mekânın ziyasını ve nûrunu daha da ziyâdeleştiriyordu. Daha başka mahfillerde de aynı üslûp güzelliğiyle dinleyicilerinin gönüllerini hoş ediyordu.
Mehmed Niyazi Özdemir, özünden söylediği sözlerle demiri bile yumuşatıyordu. Ben şahsen Muzaffer Ozak, Ali İhsan Yurt, Mehmed Serhan Tayşi, Mehmed Niyazi gibi “sühenverân”ın ölümleriyle birlikte sohbetlerinden de mahrum kaldığım için kendimi yetim kabul ediyorum.
Niçin hatırlatmayalım, Niyazi Bey’in son derece takdire şâyân meziyetlerinden biri de vefâkâr olmasıydı. Câmiamızın diğer önemli isimlerinden biri olan Hilmi Oflaz’ı unutturmamak için her yıl, anma toplantıları düzenliyordu. Ne yazık ki, Niyazi Bey’in de vefatıyla bu güzel gelenek de sona ermiş oldu. Biz de böylece bazı hizmetlerin, yine........
