“Kürtlerin annesi”
Geçen hafta İngiltere'de düzenlenen ve çok dikkat çeken bir konferans vardı.
Jewish Kurdish Network, Londra Çağdaş Antisemitizm Çalışmaları Merkezi ve Tel Aviv Üniversitesi Moşe Dayan Merkezi'nin Londra'da düzenlediği "2026 Uluslararası Yahudi-Kürt Konferansı.
Konferansın adı, "Değişen Orta Doğu'da Yahudi-Kürt İlişkileri - Tarih, Kimlik ve Gelecekte İş Birliği" idi.
Organizasyon; akademisyenleri, siyasetçileri, gazetecileri, aktivistleri ve farklı ülkelerden katılım sağlayan sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.
Baştan aşağı planlı olduğu belli olan ve Türkiye'yi bölme projesi temeline dayanan konferanstan, herhalde Milli İstihbarat Teşkilatı'nın bilgisi vardı.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar da konferansa video mesaj gönderdi.
Sa'ar mesajında, Kürtlerin Türkiye, İran, Irak ve Suriye olmak üzere dört ülkede yaşayan bir halk olduğuna işaret ederek, bugüne kadar bu halkların siyasi bağımsızlığa ulaşamadıklarını söyledi.
Planı görüyorsunuz değil mi?
Bir başka dikkat çekici husus da şu olsa gerek.
Aynı zaman dilimine denk gelen veya getirilen, Çerçeve Yasa ve Suriye'deki PKK uzantılarının devletleşme sürecine ise ne demeli!
İsrail'in Orta Doğu'daki halklar ve azınlıklar arasında daha güçlü ilişkiler kurulmasını desteklediğini belirten Sa'ar, Yahudiler ile Kürtler arasındaki bağların geliştirilmesine özel önem verdiklerini ifade etti.
Yani adam açık açık diyor ki, Kürtlerin bulunduğu yerlerin tamamına el atıyoruz.
Onlara göre Sykes-Picot Anlaşması ile Kürtler, farklı devletlerin sınırları içinde ve parçalı halde kalmış olmaları dolayısıyla çok mağdur olmuşlar.
Şimdi onları birleştirme zamanı gelmiş deniliyor.
Katılımcılar arasında Almanya Kürt Toplumu Başkanı Ali Ertan Toprak, eski Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş'ta yer almış.
Bir kere bu isimleri İstihbaratımızın derhal alması ve feci bir sorguya tabi tutması gerekir.
Bu sorgulamanın ardından tipsizlerin mutlaka tutuklanmaları da icap eder diyeceğim ama, bugün ne enteresandır ki tribünlerden teröristlerin kınanmasına bile yasak getirildi.
İşte bu yüzdendir ki, yaklaşık bir aydır yazma gereği bile duymuyorum.
Yaşanan bu gelişmelerin niçin ve nereden kaynaklandığını çok iyi biliyorum.
Ama her şeyi de yazamıyoruz.
Yine mide bulandıran bölücü konferansa dönelim.
Konferanstan yayımlanan görüntülere göre eski Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Bengio'ya bir ödül takdim etti ve İsrailli akademisyeni "Kürtlerin annesi" olarak nitelendirdi.
Soykırım savunucusu İsrailli akademisyene 'Kürtlerin anası' denildi.
Peki, bunu duyan vatandaşlarımız nasıl tepki gösterdi dersiniz?
Ben hiçbir tepki duymadım!
Sevgili dostlar inanın oyun çok yönlü ve çok büyük.
Korkutmak ve karamsarlık yaymak için bunu söylemiyorum.
Ben koyu Atatürkçü bir yazarım.
Hiçbir şey Türk'ü ve Türk milletini korkutamaz ve yıldıramaz.
Lakin oyuna ortak olanlar kendi içimizdekiler olursa, işte o zaman korkun
Proje çok net.
Hesap ve tuzak bellidir.
İş sadece Büyük İsrail Devleti'nin kurulması falan da değildir.
........
