Washington'un Latin Amerika hesabı
Washington Latin Amerika'ya yeniden yakından bakıyor. Fakat bu kez masada yalnızca petrol ya da güvenlik yok; kritik madenlerden limanlara, enerji hatlarından yeni ticaret bağlantılarına kadar uzanan daha geniş bir ekonomik alan var. Latin Amerika artık Washington açısından yalnızca siyasi nüfuz alanı değil, enerji, kritik madenler ve yeni ticaret hatları üzerinden yeniden hesaplanan bir ekonomik alan olarak da öne çıkıyor.
New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında alınan kararlar bu yaklaşımın somut örneklerini ortaya koydu. Arjantin ile başlatılan Andes-Atlantik Koridoru, ülkenin madenlerini, petrol ve gaz kaynaklarını Atlantik limanlarına ve Batı pazarlarına bağlamayı hedefliyor. ABD İhracat-İthalat Bankası da Arjantin'deki kritik mineraller, enerji, elektrik şebekesi, dijital bağlantı ve ileri teknoloji alanları için 2027'ye kadar 7 milyar dolara kadar finansman çerçevesi oluşturdu.
Buradaki mesele yalnızca finansman miktarı değil. Kritik mineraller, enerji kaynakları ve ulaşım hatları artık ticari yatırımın ötesinde stratejik değer taşıyor. Çin'in Latin Amerika'daki ticaret, madencilik, enerji ve altyapı bağlantıları genişledikçe Washington'un bölgeye yönelik ekonomik ilgisi de farklı bir anlam kazanıyor. Ancak Çin'in bölgedeki ağırlığını ABD'ye karşı bir güvenlik şemsiyesi olarak görmek de doğru olmaz.
Washington'un güvenlik kartı
Çin'in Latin Amerika için oluşturduğu seçeneğin sınırlarını Venezuela örneği açık biçimde ortaya koydu. ABD'nin 3 Ocak 2026'da Venezuela'ya düzenlediği askeri operasyonla Nicolás Maduro ve eşinin ülke dışına çıkarılmasının ardından Pekin, Washington'u sert biçimde kınadı; operasyonun uluslararası hukuka ve Venezuela'nın egemenliğine aykırı olduğunu açıkladı ve Maduro ile eşinin serbest bırakılmasını istedi. Çin ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplantısını destekledi. Ancak Çin'in tepkisi diplomatik ve uluslararası platformlarda kaldı;........
