Dr. Loizos’un cenaze töreninde konuşan arkadaşı Mustafa Murat: “Dr. Loizo, ‘Gözyaşının rengi yok’ derdi...”
Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için hayatı boyunca mücadele eden ve 6 Nisan’da vefat eden Kufez ve Akatulu kayıp yakını Dr. Loizos Loizos, geçtiğimiz Cumartesi günü (11 Nisan 2026) Lefkoşa’da Konstantin ve Helen Mezarlığı’ndaki cenaze töreni ardından toprağa verildi. Dr. Loizos Loizos’un cenaze törenine Kıbrıslıtürk arkadaşları ve köylüleri de katıldı. Dr. Loizos’un cenaze töreninde konuşan arkadaşı Mustafa Murat, “Dr. Loizo, Din, dil, milliyet ayırımı yapmadan “Önce insan” derdi. Bunun en güzel ifadesi olarak “gözyaşının rengi yok” derdi. Burada da onun için ağlayan Kıbrıslıtürkler’in ve Kıbrıslırumlar’ın gözyaşarı aynıdır” dedi. Cenaze törenine Dr. Loizos’un arkadaşı Kıvanç Diren ve biz de birer mesaj gönderdik ve bu mesajları, Dr. Loizos’un amcasının kızı Hriso Stilianu cenaze töreninde Rumca olarak okudu. Mustafa Murat da cenazedeki konuşmasını Rumca olarak yaptı.
Dr. Loizos’un amcası Mihalis Lozios ve amcasının oğlu Loizos, Kufez’de 1974’te acımasızca öldürülüp “kayıp” edilmiş olan Dr. Lozios Loizos, Atina’da hayatını sürdürmekte ve ailesinin bir kısmının bulunduğu adamıza elverdiğince sık sık gelmekte, Kıbrıslıtürk dostlarını ve köylülerini de ziyaret etmekteydi.
Kufez’den “kayıp” edilmiş olan amcası ve amcasının oğlunun yanısıra, Kufezli “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in yakınlarıyla da dostluklar kuran ve onların kabirlerini ziyaret ederek çiçekler koyan Dr. Lozios Loizos, bu konuda yazılar da yazmıştı…
MUSTAFA MURAT’IN KONUŞMASI...
Cenaze törenine eşi ve oğluyla birlikte katılan değerli arkadaşımız Mustafa Murat konuşmasında şöyle dedi:
“Bayanlar, Baylar, Arkadaşlar...
Ben Kıbrıslıtürküm. Bafın Susuz (Suskiu) köyünden. Adım Mustafa. Loizo’nun kardeşi.
Konuşmamada hatalar yapabilirim. Onun için peşinen özür dilerim.
Buraya üçüncü gelişim. Birincisi Loizo’nun babasının, ikincisi annesinin ve şu
anda arkadaşım, kardeşim, yoldaşım Loizo’nun cenaze töreni için.
Çok üzgünüm, çok acı çekiyorum. Onun cenaze töreninde konuşmak benim için çok zor. Ne söyleyeyim, nasıl söyleyeyim bilmiyorum. Sözün bittiği yerdeyim.
Kardeşimi, yoldaşımı, can dostumu kaybettim.
Sevgili eşi İrini arayıp “Loizo vefat etti” dediğinde şok oldum, inanamadım çünkü o çok güçlüydü, hayat doluydu. Gerçekleşmesini istediği hayalleri vardı.
Anılarımız, sohbetlerimiz film şeridi gibi gözümün önünden geçti.
Ben Loizo’yu önce gıyabında tanıdım. Oğlum Yunanistan’da öğrenciyken bana Loizo isminde Akatulu, çok iyi bir insanla tanıştığını söylemişti. Daha sonra bir sabah kapımız çaldı. Kapıyı açtım. “Ben Akatulu Loizo” dedi. Sevgili eşi İrini ile birlikte gelmişti.
Bu tanışma benim hayatımın çok önemli bir dönüm noktası oldu. O gün büyük dostluğumuzun, kardeşliğimizin başlangıcıydı. Bana hep “GARDAŞ” diye hitap ederdi. Aramızda kurulan güçlü bağın nedeni birçok ortak yanımızın olmasıydı.
Memleketi Kıbrıs’ı çok severdi. Köyü Akatu’ya adeta aşıktı. Yardımsever, çok iyi bir insandı. Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi en büyük arzusuydu. Bunun için çok uğraş verdi.
Kıbrıs’a her gelişinin ertesi sabahı bize gelir birlikte Akatu’ya giderdik. Evine
gider, sokaklarını birlikte dolaşır, çocukluk ve gençlik anılarını bana anlatırdı.
Benim ve eşimin çocukluğumuzun geçtiği köyleri de merak edip ziyaret etmişti.
Daha sonra bu anılarını ve köyünü anlatan bir kitap yazdı. İmzalayıp bana verdiği bu kitap kitaplığımın en değerlisidir.
Bir defasında Babası Sava ile birlikte gelmişlerdi. Babası çok iyi Türkçe konuşurdu. Kayıp kardeşi ve yeğeni Loizo’nun bulunması için uğraşırlardı. Daha sonra Kayıp Şahıslar Komitesi onları buldu. Bu süreçte çok karmaşık duygular yaşadık. Hem sevindik, hem bir kere daha üzüldük. Loizo tüm diğer kayıpların bulunması için de çok çalıştı. İki toplumlu temaslara, çözüm ve barış çabalarına çok önem verirdi. Bu yöndeki tüm etkinliklere katılırdı. Kıbrıs’ta kültürel mirasın korunması, kilise ve camilerin restore edilmesi ve toplumlara kazandırılmasına çok önem verirdi. Babasının köyü Kufez’deki kilisenin restore edilmesi onun girişimleri ve çabalarıyla mümkün olmuş ve bundan büyük bir mutluluk duymuştu.
Dostluğumuzun ilerleyen zamanlarında eşimle beni Atina’da evlerinde misafir
ettiler. Orada da hiç unutamayacağımız anılarımız oldu.
Loizo tüm insanları severdi. Din, dil, milliyet ayırımı yapmadan “Önce insan”
derdi. Bunun en güzel ifadesi olarak “gözyaşının rengi yok” derdi. Burada da
onun için ağlayan........
