menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Kilometre taşlarından yakınlaşmalara…”

24 0
02.04.2026

Pambos HARALAMBUS/ALITHIA

Kıbrıs siyasetinde hiciv icat etmeye gerek yok—gerçeklik bu işi gayet iyi görüyor. En son örnek: Cumhurbaşkanı Hristodulidis’in António Guterres ile ‘yakınlaşmalar’ keşfettiğini büyük bir heyecanla duyurması. Ulusal Konsey’in, BM Genel Sekreteri’nin görev süresinin sonuna kadar Kıbrıs sorunu üzerinde çalışmaya devam etme niyetinde olduğu yönündeki sarsıcı değerlendirme üzerinde oybirliği ile anlaştığı ağırbaşlılıkla sızdırıldı. Cumhurbaşkanı Hristodulidis için dönüm noktası niteliğindeki bir başka başarı. O masada, Genel Sekreter’in uluslararası diplomasi tarihinin en uzun süren açık dosyalarından birinden çekileceğini açıklamasını bekleyen birisi gerçekten var mıydı?

Bir yakınlaşma sürprizi. Bir ilerleme işareti. Ortak bir yolun ispatı. Görünüşe göre BM başkanının işine devam etme niyetini kutluyoruz. Sorulması gereken soru ise oldukça farklı: Guterres’in ifade ettiği niyetten yararlanmak için bizim tarafımız tam olarak ne yapıyor?

Kıbrıs Rum tarafının Guterres’in görev süresi dolmadan önce elde kalan dar zaman aralığından faydalanmaya çalıştığını gösteren somut bir strateji, somut bir girişim ya da siyasi cesaret belirtisi yok. Bunun yerine, izlenimi yönetme takıntısı var. Cumhurbaşkanı, Genel Sekreter ile ‘ortak bir hedef’ ve ‘yakınlaşmalar’ olduğunu vurgularken, Goççina (Erenköy) geçiş noktasının açılmasında da ısrarcı; aksi takdirde, Kıbrıs sorunu süreci yürütülemez.

BM genel merkezinden yapılan resmi açıklamalar ise acımasızca belirsiz ve kalıplaşmış: “sonraki adımlar”, “sürmekte olan çabalar”, “ilerleme arayışı”. Gerek Kıbrıs Rum, gerekse Kıbrıs Türk tarafıyla yapılan her temasın ardından yayınlanan açıklamalardan anlamlı bir farkı olan hiçbir şey yok.

Kıbrıs Türk tarafının tutumuyla yapılacak bir karşılaştırma her şeyi apaçık ortaya koyuyor. Tufan Erhürman’ın Guterres ile yaptığı görüşmelerin ardından yaptığı açıklamalar, bizim tarafın ürettiği her şey kadar boş. BM açıklamaları da aynı. Aradaki fark, içerikte değil, ele alış biçiminde yatıyor: Kıbrıs Türk tarafı bu boşluğu bir başarı gibi göstermeye çalışmıyor. Buna karşılık bizim tarafımız, bunu bir ‘yakınlaşma’ olarak yüceltiyor. İşte asıl sorun da burada yatıyor. Kıbrıs sorunu sadece müzakere masasındaki ilerleme eksikliğinden muzdarip değil. İç politikada ciddiyet eksikliğinden de muzdarip. Bariz olan bir şey başarı olarak sunulduğunda, içeriğin yokluğu ilerleme olarak adlandırıldığında, yeniden üretilen yegane şey hareketsizliktir.

Guterres’in görev süresinin bitmesine az zaman kaldı. İlerleme için gerçek bir irade varsa, bu açıklamalar ve sızdırma haberlerle değil, somut girişimler ve kararlarla gösterilecektir. Aksi takdirde Genel Sekreter ile ‘yakınlaşma’, Nikos Hristodulidis’in alametifarikası haline gelen bir tür havai fişek gösterisi olarak tarihe geçecektir — bugüne dek bekleyegeldiğimiz o meşhur kilometre taşlarından başlayarak.

(ALITHIA’da 26.3.2026’da yayımlanan Pambos Haralambus’un yazısı, PENNA tarafından Türkçeleştirildi.)

“Kendine gol atan Charles de Gaulle…”

Marinos NOMİKOS/TO THEMA ONLINE

Peki, şunu bir netleştirelim. Aşırıya kaçmayın—şap hastalığı ortalıkta dolaşıyor. Ve Andreas Papandreu hava üssünde sahnelenen Top Gun: Middle-Aged yapımından gerçekten etkilenen tek bir kişi bile varsa—yani, Avrupa’nın yarısı işgal altındaki adamızın güvenliğine istinaden  gelişen ani aşkını gerçekten yutan biri varsa—o zaman ciddi bir ulusal IQ sorunumuz var demektir. (Tabii ki, klinik düzeyde asker takıntısı olanları, profil fotoğrafında kask bulunan hesapları ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın maaşlı zavallı küçük papağan ile trollerini bir kenara bırakıyoruz.) Ve açıkçası, bu IQ sorunu yaklaşan parlamento seçimlerinde oldukça belirgin hale gelecek. İnanın bana—Fidias’ın küçük fideleri endişelerimizin en küçüğü olacak.

Hatırlatın bana: tam olarak hangi Marvel evreninde askeri operasyonlara karşı olduğunuzu, rolünüzün tamamen insani olduğunu, asla sorunun parçası değil, her zaman çözümün parçası olduğunuzu ilan ediyorsunuz—yüksek maaşlı bir PR firmasının ona beslediği ve o zamandan beri bozuk plak gibi tekrarladığı o sefil araba arkası etiketi sloganları—ve tüm bunları… bir askeri üsten, bir askeri helikopterin önünde (bütçe buna yetmiş), en iyi Tom Cruise taklidini yaparak icra ediyorsunuz—Maverick hava kuvvetlerinden emekli bir memur olsaydı? Peki. Hristodulidis yönetiminin üç yılından sonra şimdiye dek bağışıklık geliştirmiş olmam gerektiğini biliyorum. Fakat bazen, o tepede, bizim ne kadar aptal ya da çaresiz olduğumuzu düşündüklerini gerçekten merak ediyorum.

Adamımızın, başkalarının........

© Yeni Düzen