Kur’ân vasıtasıyla kâinat tılsımını açan zat
Hem şu kâinatın Hâkim-i Hakîm’i, şu kâinatın tahavvülatındaki maksat ve gayeyi tazammun eden tılsım-ı muğlâkını ve mevcudatın “Nereden? Nereye? Ve ne oldukları?” olan şu üç suâl-i müşkülün muammasını bir elçi vasıtasıyla umum zîşuurlara açtırmak istemesine mukabil, en vâzıh bir surette ve en a’zamî bir derecede hakaik-ı Kur’âniye vasıtasıyla o tılsımı açan ve o muammayı halleden, yine bilbedahe o zattır.
Hem şu âlemin Sâni-i Zülcelâl’i, bütün güzel masnuatıyla Kendini zîşuur olanlara tanıttırmak ve kıymetli nimetlerle Kendini onlara sevdirmesi, bizzarure onun mukabilinde zîşuur olanlara marziyatı ve arzu-yu İlâhiyelerini bir elçi vasıtasıyla bildirmesini istemesine mukabil, en a’lâ ve ekmel bir surette, Kur’ân vasıtasıyla o marziyat ve arzuları beyan eden ve getiren, yine bilbedahe o zattır.
Hem Rabbü’l-Âlemîn, meyve-i âlem olan........
