We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İnsaniyet-i Kübra “büyük insanlık”

8 0 0
06.07.2019

Eşyanın ve insanın hakikatını, gerçeğini, aslını ve eğilimlerini merak etmiştir. Merak sebebi belki de aralarındaki ahenk ve uyumu sağlayarak saadeti ve mutluluğu elde etmektir. Bir bütünün parçalarından olan insan diğerleri ile ahengi nasıl sağlayabilir?

İnsanın mayasında hakka, adalete ve iyiye doğru eğilimi olan bir cevher var mı?

Başta Eflatun olmak üzere bir kısım eski filozoflar insanî değerlerden bahsetmişlerdir. Semavî dinlerin ulaşmadığı o dönemlerde bu değerlerin geliştirilmesi ve toplumda hâkim kılınması ile toplumun refah ve mutluluk seviyesinin artacağını ileri sürmüşlerdir.

Mevcut olan değerlerin yanında insana lâyık yüksek değerlerle de donatılması yüksek bir medeniyetin önünü açacak prensipler olarak görülüyordu.

Eflatun ya da Batı’daki ifadeyle Platon insanların saadeti ve mutluluğu için bazı idealler ve teoriler geliştirmiştir. İdeal insan, ideal toplum ya da kâmil insan, kâmil toplum ve ideal devlet gibi kavramlar bunların en önemlilerindendir. Felsefesinde hocası Sokrat’tan da istifade ederek bazı ahlâkî prensipler ortaya koymuştur. İnsanların ancak bu prensiplerle donatılmış toplumlarla mesut ve mutlu olacağı teorisini geliştirmiştir.

Eflatun ileriki yaşlarında insanların tamamının felsefe öğrenemeyeceğini kabul ederek en azından felsefî ahlâka sahip devlet adamlarıyla bunun mümkün olacağını ileri sürmüştür. Eflatun bunu eski Yunan’da site devletlerinden birinde uygulamaya çalışmış, ancak hayal kırıklığına uğramıştır.

Büyük İslâm âlimi ve filozofu Farabi, Eflatun’un bu ütopyasına faziletli insanlardan ve sistemden müteşekkil şehir manasında“medine-i fazıla” demiştir. Bunu İslâm ahlâkı ve İslâmî ilimlere dayalı bir şehir olarak yeniden işlemiştir.

Eski Yunan’da........

© Yeni Asya