İnsanlık ülkesi’nin anahtarı
Bütün yollar, bir saadetli yola/medeniyete çıksın istiyorsak Medine'deki misafirin kimliğini kimliğimiz eylemeliyiz. Yoksa kim'liğimize kimse bakmayacak; bakmıyorlar zaten. Dönelim o zaman Medine'ye... Medenîliğe yani...
Şöyle tertemiz… Anadan yeni doğmuş gibi… Çocuklar gibi (yalansız, riyasız, hırssız, hasetsiz, gıybetsiz, mert, cömert, hesapsız) olabiliriz. Hazır gelmişken kandil; ser dua mendilini de…
İste de iste!
Mi’rac; sonsuz bir ilâç... Her derde devâ...
Bildik ki fakirliğimiz; zenginliğimiz... Bu çok zor... Bu çok kolay bulmaca! Mi’rac; sonsuz taç...
Kandil benim mendilim… Gecelerimi serdiğim... Dualarımı derdiğim... Terk ettiğim dünyayı... Ne de hızlıymış her şey dediğim... Koca koca binaları görmediğim... Gecelerin aydınlık olduğunu bildiğim... Yıldız yıldız güldüğüm... Kış gibi öldüğüm... Bahar gibi dirildiğim... Aynalarda kendimi gördüğüm... Hafiflediğim...
Mi’rac; insanlığın başına takılan bu ulu taç... Secdeler, secdeler, secdeler... Alnıma sürdüğüm sonsuz ilaç...
Ruhum her daim O Sonsuz'a aç... Bu âciz, bu fakir hep O'na muhtaç...
Ettehiyyatülillah...
Mi’rac; er ân açık o kapı…........
