Anneler Günü’nün sessiz tarafı
Bazı günler vardır; kutlamaktan çok düşünmeye çağırır insanı.
Anneler Günü de benim için tam olarak böyle bir gün.
Çünkü herkes için aynı anlamı taşımıyor.
Birileri bugün annesinin elini öpecek...
Birileri hala silmeye kıyamadığı bir numaraya uzun uzun bakacak...
Birileri annesiz büyümenin sessizliğiyle güne başlayacak.
Birileri aynı evin içinde büyüdüğü halde hiçbir zaman “anne sıcaklığı” hissedemediği bir çocukluğun ağırlığını taşıyacak.
Bu yüzden yıllardır Anneler Günü paylaşımlarına hep biraz temkinli yaklaşıyorum.
Tek bir duyguyu herkes için ortakmış gibi sunmaktan çekiniyorum aslında...
Çünkü bazı günler vardır; toplum onları otomatik mutluluk günü ilan eder.
Sanki herkes aynı sevgiyi yaşamış…
Aynı anıları biriktirmiş gibi…
Oysa gerçek hayat böyle bir şey değil...
Annelik elbette çok özel, çok güçlü ve hiçbir şeyle kıyaslanmayacak kadar derin bir bağ.
Ama tam da bu yüzden, bu kavramın içini doldururken dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü annelik yalnızca doğurmak değil; emek vermek, korumak, büyütmek, çoğu zaman kendinden eksilterek ayakta tutmaya çalışmak demek değil mi?
İşte sırf bu yüzden insanlar sevgiyi anlatırken sık sık annelik metaforuna sığınıyor.
Son günlerde kaldırılan bir reklam üzerine düşünürken bunu yeniden fark ettim.
Bir hayvana duyulan sevgiyle annelik arasında kurulan bağ günlerce tartışıldı.
Kimileri bunu sevginin........
