Terörün anladığı dil
Terörün anladığı dil
Refik Tuzcuoğlu
Uluslararası ilişkilerde "zamanın ruhunu" okuyamayan yapılar, sahadaki gerçeklik duvarına çarptığında büyük bir travma yaşarlar. Bugün Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde PKK/SDG’nin başına gelenler, tam olarak bu analiz körlüğünün ve yanlış stratejik hesapların sonucudur.
Sınırımızın hemen ötesinde yaşananları, sadece bir askeri çatışma parantezine sıkıştıramayız. Burada, bir devletin egemenlik iddiası ile bir terör örgütünün "defacto" (fiili) durum oluşturma hoyratlığının kaçınılmaz çatışmasını izliyoruz.
Suriye’de oluşan bu yeni denklemi ve örgütün içine düştüğü "sığlığı" etraflıca analiz etmek gerekiyor.
Ahlaki Hırsızlık ve Gazze İstismarı
Operasyonların başlamasıyla birlikte, iç kamuoyunda DEM Parti çevrelerinin ve bölgedeki SDG sözcülerinin, yaşananları "İkinci Gazze" olarak nitelendirmeye çalıştıkları görülüyor. Bu benzetme, sadece basit bir politik tutarsızlık değil; Gazze’deki mazlumların acısını araçsallaştıran, onların mağduriyetini kendi silahlı ajandasına devşirmeye çalışan açık bir "ahlaki hırsızlık"tır.
Gazze’de yaşanan soykırım karşısında tek bir kitlesel miting düzenlemeyen, teşkilatlarını ve tabanını Filistinli mazlumlar için harekete geçirmeyen bir siyasi aklın; konu, entegrasyonu reddeden ve sivilleri kalkan yapan PKK/SDG unsurları olunca gösterdiği bu yüksek refleks, hiç de samimi değil.
Gazze; işgal altındaki Filistin halkının, binlerce yıldır yaşadığı toprakları sonradan türeme bir devlete karşı savunma mücadelesidir. Halep’teki durum ise; bir devletin metropollerinde "kurtarılmış bölge" (devlet içinde devlet - state within a state) kabul etmeme........
