We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Güncele tarihten bakmak

64 51 1
30.06.2022

Tarih bize daima eskilerden bahsetmek gibi görünür. O eski zamanlarda olup bitenleri anlatmaya adanmış, malzemesi mahzenlerden çıkarılan bir disiplin gibi algılanır. “Esâtir-i evvelîn” dedikleri aslında eski devirlerin üstûreleri, yani hikâyeleridir.

Bir bakıma doğrudur bu algı. Tarih, mazi denizinde yakalanan balıklardan pişirilen bir tür yemektir. İyi de balıkçı ne kadar ustadır, oltası veya ağı ne denli dayanıklıdır, denizin dalgaları bu ava ne kadar müsaade eder? Bütün bunlar bilinmeden ava çıkılmayacağı gibi tarihçilerin de mazi denilen denizden ne kadar cüzi miktarda bir nasibi olduğu da buradan bellidir.

Tarihin geçmişle ilgili bir disiplin olduğu açıksa da, tarihçi ne kadar inkâr ederse etsin bir gözü her zaman günceldedir. Halihazırın kaygıları, ümitleri, hayal kırıklıkları, felaket veya saadet saatleri tarihe bakışı etkilediği gibi tarihçiyi de o toplumda yaşayan bir insan olması hasebiyle tesiri altına alır ve ilgilerini ve önceliklerini tayin eder, yönlendirir, hatta bizzat şekillendirir.

Bu bakımdan manevî, sosyal ve ekonomik şartların haricinde uzay boşluğunda bir tarih yoktur. Objektif tarih yoktur bir başka deyişle. O halde tarafsız tarih ise hiç yoktur. Bir bakıma tarihte tarafsızlık olacak şey değildir. Tarih kavramına tarafsızlık kadar zıt bir tabir olamaz, çünkü tarih taraflı olanların cirit attığı bir alandır.

Tarihçi de bir robot olmadığına ve olamayacağına göre (robot olmasının istendiğinden de emin değilim) her zaman insanî ilgilerin içine yuvasını yapar ve onlardan beslenir. Yaşadığı toplumun dramını da saadetini de........

© Yeni Akit


Get it on Google Play