Örgüt bağlamında FETÖ problemi
Örgüt bağlamında FETÖ problemi
FETÖ elebaşının ölümüne rağmen hâlâ bazılarını tedirgin eden bir sorundan söz ediyoruz. Acaba eski güçlerini elde ederek tekrar sahneye sürülürler mi? Şu anda örgüt varlığını koruyor mu? Bu sessizlik bir fırtına öncesi sessizliği mi? Devlete sızmalar devam ediyor mu? Örgütün örgüt yapısı tamamen çökertilebildi mi?
Bunlara ve benzeri sorulara 15 senedir cevap vermeye çalıştım. Bugün meselenin geçmişe dayalı yönünü de nazara alarak kısa bir analiz yapayım.
Örgüt yapılanmasının ilk on yılında, hiyerarşik model ve statüler oluşmaya başlayınca, ister istemez Gülen sonrası problematiği gizliden gizliye konuşulmaya başlandı. Herkesin o günkü şartlarda bir halef namzedi vardı. En çok da lsmail Büyükçelebi ile Abdullah Aymaz’ın adı geçerdi.
Gülen, bu söylentilerden rahatsızlık duymaya başladı. Bir gün beni odasına alarak, Aymaz’dan çok yönlü dert yandı. Yani Gülen, Aymaz’ın ipini çekmeye karar vermişti, işi görecek cellat arıyordu. Bunu bana yaptırabilirse, hem Aymaz’dan kurtulmuş olacak, hem de Aymaz’a sempatim sebebiyle benden gelecek muhalefetin önüne geçmiş olacaktı.
Gülen’in asıl niyetini anlayınca, bizim Aymaz’a olan sempatimiz tamamen Risale-i Nur hesabınadır. Risaleleri okumaya başladığımızda bizimle teker teker meşgul olur, anlamadığımız yerleri bıkmadan usanmadan tekrar tekrar anlatır. O bakımdan da bizim kuşak üzerinde hakkı vardır. Fakat bu sempatimize başka anlamlar yüklemek doğru değildir. Siz de biliyorsunuz ki, Aymaz üç koyunu bir arada güdemeyecek durumda bir istidadın insanıdır. Bu bakımdan da sizi endişelendirebilecek bir durumu yoktur, dedim.
Gülen rahatlamış, Aymaz da........
