We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN DAYANDIĞI TEMELLER -3

27 0 0
17.02.2019

Türk milliyetçiliğine karşı olmak; Türk Milleti’nin varlık sebebine karşı durmak, o’nun millî mukâvemetini zayıflatmak ve hattâ ortadan kaldırmak demektir. Millî direnci olmayan bir millet, oraya buraya savrulan sürüden farksızdır. Böyle bir millet, milletler mücâdelesinde hür ve müstâkil olarak yaşayamaz ve varlığını idâme ettiremez. O, güdülen alelâde bir topluluk hâlinde hep başka milletlerin himâyesine muhtaçtır.

Bir millet siyasî, askerî, ekonomik ve kültür bakımından boynuna geçirilmiş esâret zincirini kıramadığı müddetçe, hiçbir zaman kendi olamayacağı gibi, “milletler ailesinin de şerefli bir üyesi” olarak hayâtiyetini devam ettiremez. Târihî bir hakîkattir ki, ciddi milletlerin ciddi “ülküleri” (mefkûre) olmak mecburiyeti vardır. İşte en az 5000 senelik bir devlet geleneğine sahip olan Türk Milleti’nin târih boyunca millî mefkûresi hep var olmuştur. Mefkûre (Ülkü), bir millete âit milliyetçiliği en iyi besleyen ve canlı tutan en önemli millî âmildir. Bu âmil, millete âit olduğu için devredilemez. Bu sebeple “milliyetçilik” de milletin âidiyet ve mensûbiyet şuûrudur. Türk milliyetçiliği Türk Milleti’nin doğuş ve diriliş rûhudur. Onun için Türk milliyetçiliği, bir zümreye veya şahsa (kişiye) ait imiş gibi gösterilip teşmil edilemez. Yâni Ahmet, Mehmet veyahut Ali, Veli…milliyetçiliği asla olmaz, olamaz ve olmamalıdır. Çünkü, “Peygamberler” ve varisleri “ârif-i billâh velîler” hariç hiçbir şahıs veya zümre bir milletin üstünde değildir. Bunun içindir ki, “şahsa bağlı bir milliyetçiliğin” târihen, ilmen, mantıken ve fikren de izâhı yoktur ve olamaz.

Seyyîd Ahmet Arvasî Hocamız, Türk Milleti’ni içeriden çökertmek için “kanlı kapitalist ve kızıl emperyalizmin” bu ülkede nasıl bir tertip içerisinde oyunlar oynadığını; Türk milliyetçiliğine düşman nesiller yetiştirmek için nasıl devlet kadrolarına sinsice sızdığını; bunun için nasıl asırlık “plân, program” ve “projeler” yaptığını; vatan, millet ve memleket evlâtlarını nasıl birbirine düşürerek kırdırdığını ve bütün bu tuzaklara karşı kendisinin (Hocamız’ın) ortaya koyduğu koruyucu ve kollayıcı mâhiyetteki tespit, teşhis ve tedâvî ile çözüm yollarını gösteren ve “ilmî bir metodla” kaleme aldığı “Türk İslâm Ülküsü”ne neden sarılmamız lâzım geldiğini; “Türk İslâm Ülküsü” adlı çok çok değerli üç ciltlik şâheserinde bütün teferruatı ile anlatmıştır.

İşte Seyyîd Ahmet Arvasî’nin gelecek asırları da

kucaklayan büyük “Mefkûresi”nden bazı satılar:

Neden Türk-İslâm Ülküsü?

“Neden, şu veya bu ad altında toplanmayı değil de ‘Türk-İslam Ülküsü’ ne bağlanmayı savunuyoruz?

Biz iddia ediyoruz ki, ‘Emperyalizm’, Türk ve İslâm dünyasını yutmak için en az iki asırdan beri korkunç bir tertibin içindedir. Bir taraftan kültür emperyalizmi ile ‘vatan çocuklarını’ din ve milliyetine yabancılaştırarak kendi emellerine hizmet edecek kadrolar hazırlamakta, diğer taraftan din ve milliyet duygularını, her şeye rağmen terk etmeyen çocuklarımızı da birbirine düşürmeyi planlamaktadır.

Bugün yeryüzünde iki sömürgeci ‘blok’ vardır. Bunlardan biri kara renkli ‘kapitalist emperyalizm’ diğeri ise bütün fraksiyonu ile ‘kızıl emperyalizm’. Birincisi ‘çok uluslu şirketlerin’ paravanasında, ‘az gelişmiş veya gelişmekte olan halklara yardım etmek, özgürlük ve uygarlık götürmek’ maskesi altında, ikincisi de ‘ezilen, sömürülen halklara bağımsızlık, özgürlük ve adalet götürmek’ maskesi altında, ‘sınıfsal savaş’ sloganı ile ‘iç savaşlar’ çıkartmakta ve ‘dünya proleterlerinin dayanışması’ adı altında işgalini gerçekleştirmektedir.
Gerçekten de yer yüzünde ezilen ve sömürülen bir de ‘üçüncü dünya’ vardır. Bu dünya, daha çok Asyalı, Afrikalı irili ufaklı devletlere ve devletçiklere, beyliklere, emirliklere, federasyonlara bölünmüş milletlerden ibarettir. Esef edelim ki, bu insanların sayısı bir buçuk milyardan daha fazladır. İşin ızdırap veren diğer bir yani da, bu nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar teşkil etmektedir. Bunun yanında çok acı bir gerçeği daha belirtelim ki, bu ezilen ve sömürülen Müslümanlar arasında Türk Milleti'nin çok önemli bir bolümü bulunmaktadır.
1970 Yılında yapılan bir araştırmaya göre, yabancı boyunduruğunda tam bir sömürge hayati yasayan Türk nüfusunun sayısı, Türkiye'mizde bulunan genel nüfusumuzun tam iki katıdır.
Emperyalist güçler, fırsat buldukları zaman zorla, bulamadıkları zamanlar ise hile ile İslâm ve Türk dünyasını ele geçirmiş, zenginliklerini yağmalamış, din ve milliyet duygu ve değerlerini tahrip etmiş, direnenleri lekeleme ve imha yoluna gitmiş, kendine uygun kadrolar yetiştirmiş, bu milletlerin uyanış diriliş hamlelerini, milli eğitim ve kalkınma planlarını baltalamış ve bu ülkeleri, ‘ebedi sömürge’ statüsüne mahkum etmek için elinden geleni esirgememiştir.
Emperyalist güçler, korkunç bir kültür emperyalizmi programı ile millet çocuklarını milli tarihlerine, milli ve mukaddes kültür değerlerine, milli ülkülerine, milli menfaatlerine, hatta motif ve sembollerine düşman etmekle kalmazlar, kendi değerlerini ‘bir uygarlık ve ilerilik’ unsuru biçiminde onların kafalarına ve vicdanlarına oturturlar. Böylece milli ve mukaddes değerlere bağlı milliyetçilerin karşısına, bu değerlere ters düsen ‘yabancılaşmış kadrolar’ çıkarırlar. Bir ülkede, değerler ‘ikizleşince’, kadroların da ikizleşmesi ve çatışması mukadder olur. İşte düşman, bu noktada aktivitesini arttırır. Ülkenin ve milletin ‘parsellenmesi’ için beynelmilel güçleri harekete geçirir. Ülke artık birbirinin gırtlağına sarılmaya hazır kadrolara bolünmüşse, düşman rahatlıkla at oynatabilecek vasati bulmuş demektir.
Düşman, karşısındaki güçleri parçalayarak onları birbirine düşürerek, kolay yutulur lokmalar durumuna sokmak ister. Meselâ sanki bir insan, hem ‘dindar’ hem ‘milliyetçi’ hem ‘medeniyetçi’ olamazmış gibi, bu değerleri birbirine zıt programlar durumuna sokarak, hiç yoktan ‘çatışan güçler’ meydana getirir. Bu oyunlarını, o kadar ustaca planlar ki, tertiplerini anlamak için bazen olayların üzerinden elli veya yüz sene geçmesi gerekir. Mesela, Osmanlı Türk Devleti'nin parçalanması........

© Ülkücü Medya