menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dost, doğruyu konuşandır!

39 0
15.08.2026

14 Ağustos 2001’de kurulan AK Parti, 25 yılı arkada bıraktı. Bir faaliyet veya hizmette çeyrek asrı aşmak, büyük başarıdır.

Bize göre bu olay, “hapishaneden, iktidara!” diye hülasa edilebilir. Muvaffakiyetteki imza ya ekip başının yâni liderin; yahut liderle birlikte dâvâ arkadaşları dâhil hepsinindir. Tek cümleyle hüküm şudur:

-Mağlubiyet, kime yıkılırsa zafer de onundur!

Bugün, fikrî, siyâsi ve sosyolojik olarak tahlil edildiğinde AK Parti, ideoloji partisi değil kitle partisidir. Zaten böylece kurulmuştu:

Adalet ve Kalkınma Partisi, DP, AP, ANAP, DYP partilerinin muhafazakâr orta yol şiârıyla Millî Görüşten kısmen istifade etmiş yeni bir oluşum ve şekillenme olmuş ve böylece sağlam gövde ve üç yüz altmış derecede bölgeyi kavrayan bir çınar varlığına ulaşmıştır.

Bir fikrin, kuşatılmışlığı aşarak bütün toplumu kucaklayan bir üslupla merkezde yer alması, merkezi fethetmesi, hiç kolay değildir. Adalet ve Kalkınma Partisi, lider inanmışlık, çalışkan ve disipliniyle bunu yapabildi. AK Parti, evet, yola çıkışında kendini “demokratik muhafazakâr parti” diye tarif etmişti. Ancak “bu tarif, zaman içinde arkada kaldı!” denirse yanlış yapılmış olmaz.

Çünkü: Recep Tayyip Erdoğan, liderliği kimseyle paylaşmadı. AK Parti’ye bu liderlik, mührünü vurdu. Liderle eşitlenmek daha ziyade ideoloji partilerine mahsusken mevzubahis iktidar, hem toplumu her rengiyle kucaklayan bir merkez partisi ve hem de lider partisi oldu.

Milleti her rengiyle kucaklamak, “Turgut Özal’dan devralınmış, ilham alınmış bir usul ve üsluptur!” dense yeridir. Merhum Özal, “Dört eğilimi birleştireceğim” iddiasıyla yola çıkmış ve Başbakan olunca da bunu gerçekleştirmişti. Başbakan Turgut Özal’ın farklı, hatta birbirine zıt, hatta birbirine düşman dünya görüşlerini aynı masa etrafında buluşturma azmi zamanın derinliğinde daha iyi anlaşılacaktır. Turgut Özal, bunu bilgi birikimi ve kendine güvenen liderlik vasfıyla yapmıştı…

Tayyip Erdoğan da aynı vasıflarla farklı fikriyattaki insanları, parti çatısı altında ve Hükûmette bir araya getirdi…

Devlet adamlığında; yönetimde liderlik, olmazsa olmaz çapta öncelikli şarttır. Her zaman........

© Türkiye