ULUSLARARASI HUKUK, HEGEMONYA VE DİRENİŞ:
ABD’NİN VENEZUELA POLİTİKASI ÜZERİNDEN GÜÇ–HUKUK İLİŞKİSİ
Venezuela krizi, 21. yüzyılda uluslararası hukukun karşı karşıya olduğu en açık sınavlardan biridir. ABD’nin bu ülkeye yönelik politikaları, klasik askeri müdahalenin ötesine geçerek ekonomik yaptırımlar, diplomatik izolasyon ve siyasal tanıma mühendisliği gibi araçlar üzerinden yürütülmüştür.
Donald Trump yönetimi, 2019 yılında Juan Guaidó’yu “geçici devlet başkanı” olarak tanıyarak Venezuela’nın anayasal düzenine açıkça müdahale etmiş; bu tutum, devletlerin egemen eşitliği ilkesini fiilen askıya almıştır. Bu adım, uluslararası hukukta benzeri az görülen bir tanıma krizine yol açmıştır.
Bu gelişmeler, bazı çevrelerde “uluslararası hukukun bir yanılsama olduğu” iddiasını güçlendirmiştir. Ancak bu makale, Venezuela örneğinin hukukun yokluğunu değil, hukukun hegemonik biçimde ihlal edilmesini temsil ettiğini savunmaktadır.
ABD’NİN VENEZUELA POLİTİKASI VE HUKUKİ İHLALLER
ABD’nin Venezuela’ya yönelik yaptırımları, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın uygulanmıştır. Bu durum, yaptırımların kolektif güvenlik mekanizması dışında, tamamen tek taraflı ve siyasal nitelikte olduğunu göstermektedir.
Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2/7. maddesi, devletlerin iç işlerine müdahaleyi açıkça yasaklamaktadır. Buna rağmen ABD, Venezuela’da rejim değişikliğini açık bir politika hedefi olarak ilan etmiş; ekonomik çöküşü siyasi baskı aracı olarak kullanmıştır.
BM Özel Raportörü Alfred de Zayas ve diğer raportörler, yaptırımların Venezuela halkı üzerinde toplu cezalandırma etkisi yarattığını ve bunun uluslararası insancıl hukukla bağdaşmadığını belirtmiştir. Bu tespitler, yaptırımların yalnızca politik değil, hukuki açıdan da sorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.
⸻
“HUKUK YOKTUR” İDDİASININ SINIRLARI
Venezuela örneği, hukukun ihlal edildiği bir alan olmakla birlikte, hukukun tamamen........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin