Türkiye’de Filistin Mitingleri ile Cumhuriyetçi Mobilizasyonun Sosyolojik Karşılaştırması
Sayıların Söylediği ve Söylemediği
İstanbul’da yüz binlerce insanın Filistin için bir araya gelmesi ile bundan yalnızca birkaç gün önce Anıtkabir’de toplanabilen on bin civarındaki cumhuriyetçi kitle arasındaki fark, yüzeysel yorumlarla açıklanamayacak kadar derindir. Bu fark, ne yalnızca “iktidar gücü”yle ne de “halkın bilinçsizlik düzeyi” gibi indirgemeci açıklamalarla izah edilebilir. Aksine, burada karşımıza çıkan tablo, Türkiye’de uzun süredir devam eden asimetrik örgütlenme, duygu siyaseti ve kimlik temelli mobilizasyonun açık bir göstergesidir.
“Önem” Yanılsaması: Kitleler Nasıl Harekete Geçer?
Toplumsal hareketleri, ele alınan meselenin nesnel önemiyle açıklamak sosyolojik bir hatadır. Kitleler, “daha önemli” olduğu için değil, daha anlamlı kılındığı için harekete geçer.
Filistin meselesi Türkiye’de:
• Dini referanslarla kutsallaştırılmış,
• Mazlumluk anlatısı üzerinden ahlaki bir çerçeveye oturtulmuş,
• Batı karşıtlığı ve ümmetçilikle kimliksel bir zemine bağlanmıştır.
Bu çerçeve, bireylerden rasyonel değerlendirme değil, vicdani ve inanç temelli bir refleks talep eder. Oysa ekonomik kriz, adaletsizlik, liyakatsizlik gibi başlıklar bireyi düşünmeye zorlar; düşünmek ise mobilizasyonu yavaşlatır.
Sosyolojik olarak ifade edersek:
Filistin söylemi yüksek duygusal rezonansa sahipken, cumhuriyetçi talepler yüksek bilişsel çaba gerektirir. Kitleler çoğu zaman ikincisini tercih etmez.
Asimetrik Örgütlenme: Sayıların Gerçek Kaynağı
Filistin mitinglerinin arkasındaki temel güç, bireysel bilinç değil, örgütlü yapıların refleksif mobilizasyon kapasitesidir.........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin