menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KADIN YAŞAM ÖZGÜRLÜK

17 0
19.02.2026

Hayata hiç bir burkanın penceresinden baktınız mı?O karanlık hücrenin dünyaya açılan küçük penceresinden?

Bir sabah gözlerinizi Kabil’in bir kasabasında,küçük bir evin genç kızı olarak açtığınızı düşünün.

Dişiniz ağrıyor.Dayanılmaz bir ağrı.Diş hekimine gidemiyorsunuz.Çünkü Taliban,erkek diş hekimlerinin kadın hastalara bakmasını yasaklamış.Bulunduğunuz kasabada kadın diş hekimi de yok.

Babanızla birlikte sokağa çıkmanız gerekiyor.Burkanızı giyiyorsunuz.Dünyaya açılan tek yer,burkanın önündeki o küçük pencere.Parmaklıkları andıransık dokumanın ardından bakıyorsunuz hayata.Sokak, dar bir tünel gibi.İnsanlar silik gölgelerden ibaret.Renkler kaybolmuş.Sesler boğuk.Gördükleriniz az,göremedikleriniz çok.Yürüyorsunuz ama yürüyen siz değilsiniz.Bakıyorsunuz ama gördüğünüz dünya size ait değil.Yine de kendinizi şanslı sayıyorsunuz.En azından henüz köle olarak bir erkeğe satılmadınız.***Ya da gözlerinizi açtığınızdakendinizi Tahran’ın kenar mahallelerinden birinde,bir apartman dairesinde buluyorsunuz.

Elektrikler kesik.İnternet yok.Dünya ile bağlantınız kopmuş.Dünyayı bırakın,şehrin öteki ucundaki ablanızdan bilehaber alamıyorsunuz.Erkek kardeşiniz üç gün önceprotestolara katılmak için evden çıkmıştı.Hâlâ dönmedi.Hayatta mı?Emin değilsiniz.Söylentiler dolaşıyor.Ölü sayısı beş bin diyen de var.On bin diyen de.

Petrol zengini,gaz zengini bu ülkedebu sefaletin nedenini sorguluyorsunuz.Ve korkuyorsunuz.Sorgulamaktan korkuyorsunuz.Saçınızın bir telinin bile görünmesininbüyük günah sayıldığı bu ülkede,böyle şeyler düşünmeninnasıl bir günah olduğunutartıyorsunuz içinizde.

Ama sonra…Korkunun yerini öfke alıyor.Kapıyı kapatıp sokağa çıkıyorsunuz.Kalabalığın içine karışıyorsunuz.İlk kez yalnız değilsiniz.İlk kez sesiniz, başka seslerle birleşiyor.Bağırıyorsunuz:“Zan, Zendegi, Azadi!”Kadın, Yaşam, Özgürlük!Yanınızdaki kız sizden daha yüksek bağırıyor.Önünüzdeki yaşlı kadın yumruğunu havaya kaldırmış.Bir an için,bu ülkenin gerçekten sizin olabileceğini düşünüyorsunuz.

Sonra…Sonra bir cop iniyor kafanıza.Nereden geldiğini görmüyorsunuz.Nedenini de bilmiyorsunuz.Sert bir darbe.Dizlerinizin bağı çözülüyor.Asfaltın soğuk yüzü…

Sloganlar çığlığa,çığlıklar uğultuya dönüşüyor.Ve sonra…Koca bir karanlık.Şehrin içine gömüldüğü karanlıktan daha koyu.Suskun kalan dünyanın sessizliğinden daha ağır.Bu kez sadece dünya ile değil,kendinizle de bağlantınız kopuyor.***Gözlerinizi açıyorsunuz.Kâbus bitiyor.Artık evinizdesiniz.

Bu topraklarda kadın olmanın,her şeye rağmenyaşamaya değer bir hayat anlamına gelmesinintesadüf olmadığını anlıyorsunuz.

Bir kadın olarak sokağa tek başına çıkabilmenin,okula gidebilmenin,seçme ve seçilme hakkına sahip olmanınkendiliğinden değil,bilinçli bir tercih olduğunu fark ediyorsunuz.

Bir halkın kaderinidogmalarla değil,akıl ve bilimle değiştirmeyi seçenbir Cumhuriyetin,kadını kul değil yurttaş sayanlaik bir düzeninnasıl büyük bir kırılma olduğunu görüyorsunuz.

Ve bize bu Cumhuriyeti bırakanMustafa Kemal Atatürk’ün,yalnızca bir asker ya da devlet adamı değil,yüzyıllar sonrasını okuyabilenbir dâhi olduğunuişte tam bu noktada idrak ediyorsunuz.***“Gerçek İslam bu değil,”dediğinizi duyar gibiyim.

Evet.Bu değil.İran’daki değil.Afganistan’daki de değil.Suudi Arabistan’daki hiç değil.Ve nihayetindeTürkiye’de yaşananın da“İslam olmadığı” söyleniyor.

İki milyar Müslümanın,bin dört yüz yıldır aradığıgerçek İslam hangisi?


© Turkish Forum