Aynur İmran – “Urmu Gölü: Sessiz Bir Soykırımın Tanığı”
Aynur_imranova@yahoo.com
“Urmu Gölü’nün kuruması sadece bir çevre felaketi değil; Güney Azerbaycan Türklerinin ekonomik, kültürel ve siyasi varlığını hedef alan bilinçli bir devlet politikasıdır. Bu, çağımızın sessiz soykırımlarından biridir.”
Urmu Gölü, Orta Doğu’nun en büyük tuz gölü olarak yüzyıllarca Güney Azerbaycan coğrafyasının kalbinde attı. Halk türkü söyleyince gölü anmadan edemedi, düğünlerde şenlikler yapılırken gölün maviliği gözlerdeydi. Urmu, yalnızca bir doğa güzelliği değil, bir kimlik sembolüydü. Bugün ise gölün yerinde göz alabildiğine uzanan tuz çölleri, boğucu rüzgârlarla taşınan beyaz fırtınalar var. Bu dramatik manzarayı sadece “doğa felaketi” diye tanımlamak kolaycılıktır. Çünkü Urmu’nun kurutulması bir tesadüf, bir iklim değişikliği sonucu değil; bilinçli, planlı ve siyasi bir tercihin ürünüdür.
İran rejiminin yıllardır yürüttüğü çevre ve su politikaları, gölü adım adım ölüme sürükledi. Gölü besleyen nehirlerin üzerine barajlar kuruldu, su kaynakları başka bölgelere yönlendirildi. Bu sular nereye gitti? Çoğunlukla Fars nüfusun yoğun yaşadığı merkezlere. Göl çevresinde yaşayan Türk köylüler ise açlık ve işsizlikle baş başa bırakıldı. Sulama yanlış yönetildi, tarımsal üretim çökertildi. Gölün varlığını sürdürmesi için yapılması gerekenler biliniyordu, bilim insanları uyarıyordu, uluslararası kurumlar defalarca rapor hazırlıyordu. Ama hükümet tüm bu uyarıları kulak ardı etti. Çünkü burada mesele çevre değil, siyasetti. Bugün Urmu Gölü kururken sadece ekosistem değil, bir halk da kurutuluyor. Tuz fırtınaları insanların ciğerlerini yakıyor, astım ve bronşit vakaları artıyor, çocuklar nefes alamıyor. Tarım arazileri işlenemez hale geliyor, verim düşüyor, geçim kaynakları yok oluyor. İnsanlar göç etmek zorunda kalıyor. Peki göç edenler nereye gidiyor? Büyük ölçüde Tahran’a,........
