4 sene üst üste ikinci kez, ‘’Şampi’’
Aklı hafta içi Anfield Road’da, Liverpool ile oynanacak o dev rövanşta olan bir Galatasaray izledik ilk devrede. Başakşehir’in katı blokları arasında sıkışan, yaratıcılık damarları tıkanmış bir görüntüydü bu. Ancak bu donukluğu sadece konsantrasyon kaybı veya Şampiyonlar Ligi yorgunluğuyla izah etmek, sahadaki taktiksel savaşı hafife almak olur. Okan Buruk, Konyaspor mağlubiyetinden dersini almış; rotasyonu "rotasyon gibi" yaparak üç taze kanla maça başlamıştı. Lakin Başakşehir’in geçiş oyunundaki mahir ayakları, Galatasaray’ın o meşhur ön alan baskısını bir hayli hırpaladı.
Bu bölümdeki en büyük arıza, Yunus Akgün’ün "bağlantı oyuncusu" rolünde sınıfta kalmasıydı. Galatasaray’ın merkezde topu tutacak, trafiği yönetecek bir akla ihtiyacı varken Yunus, topla buluştuğu anlarda bir 10 numaradan ziyade, Osimhen’in gölgesinde ikinci bir santrfor gibi konumlandı. Net bir teşhis koyalım: Yunus’tan klasik bir oyun kurucu (numara 10) devşirmek, mevcut formülde pek mümkün görünmüyor. Bu kopukluğun bir diğer müsebbibi ise Nuri Şahin’di. Genç teknik adam dersine o kadar iyi çalışmış ki; kalecisi Muhammed’i bir oyun kurucu gibi denkleme dahil ederek Galatasaray’ın o boğucu presini boşa çıkardı. Fakat aynı Nuri Şahin, kartlı oyuncusunu sahada unutarak taktiksel dehasını bir "yönetim........
