Bizim hiç aklımız da mı yok?
Hatırlar mısınız, bir zamanlar bu ülkede kuvvetler ayrılığı diye bir kavram vardı?
Yasama, yürütme ve yargının yanı sıra basın diye bir dördüncü kuvvet vardı?
Hatta beşinci kuvvet olan sivil toplum kuruluşları, bağımsız medyalar, sokaktaki insanlar vardı?
Peki kuvvet ne demekti onu hatırlar mısınız?
Öncelikle güç demekti, bir şeyi etkileme, değiştirme, harekete geçirme ya da dayanma kapasitesi anlamına gelirdi.
Devlet de kuvvetliydi, iktidarlar da ama gerektiğinde karşılarına dikilebilen gazetecilerden, mizahçılardan, dernek üyelerinden, sendikacılardan, akademisyenlerden, hukukçulardan, aydınlardan, sanatçılardan oluşan ve susmayı reddeden kalabalık da kuvvetliydi.
Kuvvet önemli bir kavram.
Kuvvetli bir korku her şeyi değiştirebilir.
Kuvvetli bir gelenek her şeyi koruyabilir.
Kuvvetli bir konuşma insanın gözünü açabilir.
Kuvvetli bir düşünce tüm baskılara karşı varlığını sürdürebilir.
Ama kuvvetli bir kötülük de insanı, düzeni, cesareti, inancı, adaleti her şeyi ama her şeyi yerle bir edebilir.
Kuvvetlerin birbirini denetleyemediği sistemler o yüzden tehlikelidir. Denetimsiz kudret de artık zaten kudret........
