menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dindarlar ile ilgili yargı neden zayıfladı?

221 30
previous day

Diğer

13 Ocak 2026

Bilal Erdoğan

Cumhurbaşkanı’nın oğlu Bilal Erdoğan, “yeniden bu toplumda ‘dindar olan insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorundayız” dedi.

“Yargı” düşünme, kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollara başvurularak, kişi, durum ya da nesnelerin eleştirel bir biçimde değerlendirilmesi anlamına gelir.

Duygular değil, somut, elle tutulur, kanıtlanabilir bilgi öne çıkar.

“Algı”, psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelir.

Bireylerin, duyguları hedef alınır, durum ya da nesnelerin istenilen şekilde anlamlandırılmasını sağlamayı hedefler.

Türklerin ruh dünyasında “dindar insanlar iyidir” diye genel kabul gören bir yargı var mıydı, yoksa bu zaman içinde yaratılmaya çalışılan bir algı mıydı?

Kişisel kanaatim bunun bir yargıdan da çok yaratılmış bir algı olduğu.

Toplumlar bileşik kaplar gibidir, bir kaptaki suyun bileşimi neyse, diğerindeki de onun gibidir.

Bir toplumda bir kesim mutlak iyi, bir kesim mutlak kötü olmaz. Her kesimde iyiler de vardır, kötüler de vardır.

Kötülerin topluma egemen olmasını önleyecek şey, düzgün işleyen, öngörülebilir bir hukuk sistemi, liyakate dayanan bir yönetim anlayışıdır.

Ancak bu genel bir yargı mıydı, algı mıydı tartışması bir “köşe yazısının” çapını aşar. Bu tartışmaya girmeyeceğim.

Bilal Bey, bu cümleyi kurmadan önce bu konuyu ne kadar düşündü bilemiyorum tabii ama kendisine şu soruyu sormuş olsaydı, muhtemelen bu konuya girme fikrinden vazgeçerdi:

Bu toplumda “dindar insan iyidir yargısı” neden eskisi kadar güçlü değil?

Ne oldu da Türkler bu yargının artık yanlış olduğuna karar verip, fikir değiştirdiler?

Bu sorulara vereceğimiz yanıt Bilal Bey’in babasının da hoşuna hiç gitmeyecektir.

Çünkü toplumumuzun böyle bir yargıya varabilmesini sağlamak için bugünkü rejimin ters yüz edilmesi gerekiyor.

İki müteahhidin cebini doldurmak için binlerce köylünün tarlasının, bahçesinin hatta köyünün ellerinden alınmaması gerek mesela.

Suçsuz insanları, siyasi nedenlerle hapse atmaktan, hapiste tutmaktan vazgeçmek gerek.

Hepsi fakir ailelerden gelen bazı politikacıların çocuklarının, babalarının siyasette yükselişlerine paralel zenginleşmeleri halkın dikkatinden kaçıyor mu zannediyorsunuz?

Adliye dedikodularının, durduk yerde zenginleşenlerin fısıltı gazetesiyle yayılan öykülerinin bu işteki rolü nedir?

Kamu görevlerine giriş ve yükselişlerde liyakat yerine bağlılık aranması, mülakatların “bizden olanı seçmek için” yapılıyor olmasının bu meseledeki rolünü düşündünüz mü?

İktidar elitine musallat olan aşırı kibir, kendi halindeki insanların gözünden kaçar mı?

Milletin sokakta baktığı kedilerin, köpeklerin acımasızca katledilmesi kimsede iz bırakmıyor mu?

Millet tıklım tıkış otobüslerde trafikte saatler harcarken, arıza şeritlerinden gaza basıp geçen çakarlı lüks arazi araçlarını........

© T24