Hızlandıkça kopuyoruz
DiğerEkonomiTüm HaberlerBasında BugünHava DurumuDövizGaleriKonularMizah DergileriBir Bakışta BugünKitap24
Hızlandıkça kopuyoruz
Bağlantı hızımız gelişirken bağ kurabilme becerimiz geriliyor mu?
İnsanlık tarihinin en gelişmiş bağlantı ve iletişim sistemlerine sahip olduğumuz çağda, bağlantı hızımız arttıkça insanların doğayla, kendileriyle ve diğer insanlarla kurduğu bağın aynı hızla zayıfladığına tanıklık ediyoruz.
Dünyayla bağlantımız gelişirken doğayla, canlılarla, birbirimizle ve kendimizle bağımız günden güne geriliyor.
Bu hafta katıldığım interaktif bir webinarda dinlediklerim benim için bu konuyu bir kez daha gündeme taşıdı.
Merkezinde ‘Yapay zeka çağında ekonomik ve kişisel dayanıklılık’ konusunun bulunduğu interaktif webinarın; ilk oturumunda Psikolog, Yazar Gündüz Vassaf Hoca’yı, ikinci oturumunda ise 21. Yüzyılın değerli filozoflarından biri olarak kabul edilen İsrailli tarihçi, yazar ve düşünür Yuval Noah Harari’yi dinleme şansım oldu.
Hem Gündüz Vassaf’ın hem de Yuval Noah Harari’nin konuşmasından ‘bağlantı ve bağ’ çelişkisi üzerine çarpıcı bulduğum başlıkları ve söylemleri sizlerle de paylaşmak isterim.
Gündüz Vassaf- ‘Ateşin başından teknolojiye’
Gündüz Vassaf; konuşmasında ilkel zamanlardan sosyal medya hayatımıza girene kadar iletişimin birebir ilerlediğinin altını çizdi. Ve zamanla gerçekleşen değişimi şu sözlerle ifade etti:
“İlkel zamanlarda insanlar ateşin başında yan yana geldiklerinde birbirlerinin kokularını alabiliyor, sesini duyabiliyor, göz göze bakabiliyordu. Bugün teknolojiyle buna hala yakınız ama aramızda ekranlar var.”
Birebir iletişimin ve yan yana gelmenin öneminden bahsederken İstanbul’un en eski kahve ticareti merkezlerinden birinin bulunduğu, kahve kültürünün kalbinin attığı tarihî bir han olan Kiva Han’dan bahsetti.
İnsanların yan yana gelip yalnızca kahve içmekten öte bir etkileşim yaşadığı, ortak bir kültürü paylaştığı kahve kültürümüzün yerini modern zamanlarla birlikte her köşe başına açılan, wifi bağlantısının bol insanlar arası bağın, iletişimin ise zayıf olduğı kafelere bıraktığını hatırlattı.
“Sosyal medyayla kahvelerimizi kaybettik” dedi.
Bu gerçek bana kısa bir süre önce kaybettiğim, kafelerde vakit geçirmeyi ve buralarda tanımadığı insanlarla ilişki kurup sohbet etmeyi çok seven babaannemi hatırlattı. Babaannem son zamanlarda kafelerde kimse kafasını telefonundan kaldırmadığı için insanlarla göz göze gelemediğinden ve sohbete giremediğinden yakınır olmuştu.
Vassaf; değişen dünya ve gelişen yeni alışkanlıklara rağmen yine de yan yana gelmeye, aile ve dost sofralarında toplanmaya özen göstererek modern dünyanın bizi sürüklemeye çalıştığı yalnızlık ve beraberinde oluşan duygusal boşluğa direnebileceğimizi belirtti.
Bir süredir bulunduğu Floransa’da ailelerin hala beraber mutfağa girdiğini, yemek pişirdiğini, bu vesileyle yaşlı ve gencin yan yana gelmeye devam ettiğini gözlemlediğini belirtti ve bunun günümüzde çok değerli olduğunun altını çizdi.
Birkaç hafta önce Salzburglu dostlarımı ziyaret ettiğimde ben de benzer durumları gözlemledim. Dostlarımın Christmas gibi özel zamanlarda ailenin birarada olmasına, aynı sofra etrafında toplanılmasına, geleneklerine ve kültürlerine gösterdikleri özen beni çocukluğumun bayramlarına götürdü. O günlerde ailelerin bayram buluşmalarına gösterdiği özeni ve o tanıdık sıcak duyguyu hatırladım.
Bizler maalesef kahvehanelerin kafelere yenik düşmesine izin verdiğimiz gibi son yıllarda bayramların da tatil algısına yenik düşmesine izin verdik. Maalesef bu durumun kaybetmeye yüz tuttuğumuz bağlarımızla çok yakından ilişkisi var.
Gündüz Hoca konuşmasında yapay zeka çağına karşı dayanıklılık geliştirebilmemiz için hepimizi ateşin başında toplanmaya, yan yana olmaya özen göstermeye davet etti.
Yuval Noah Harari- Zihinsel esnekliğin önemi ve yatırım yapılması gereken beceriler
Yapay zeka çağında ekonomik ve kişisel dayanıklılık geliştirme konusunda Yuval Noah Harari’nin konuşmasının merkezinde ise zihinsel esneklik ve yatırım yapılması gereken beceriler öne çıkıyor.
Harari konuşmasında “Hack edilebilir insan” kavramından bahsetti.
‘Hacklenmekten’ korumanın yolunun ise kendimizi daha iyi tanımak, kendi zayıflıklarımızı anlamak ve daha sağlıklı, daha dengeli bir zihin geliştirmeye çalışmaktan geçtiğinin altını konuşması boyunca defalarca çizdi.
Sosyal, duygusal ve motor becerilerin önemi
Bu çağda yatırım yapmamız gereken becerileri ise şu sözlerle açıkladı:
“Bundan sonra her şey daha da hızlanacak. Bu mutlaka kötü demek değil; iyi şeyler de olacak. Ama insanlar olarak biz uyum sağlayabilen varlıklarız ve uyum sağlamak için zamana ihtiyacımız var. Oysa bize zaman tanınmayacak.
Bu nedenle, bu hızlanmaya ayak uydurmak için, daha sağlıklı ve dengeli bir zihin geliştirmeye çok daha fazla zaman ve enerji yatırmamız gerekecek.
Entelektüel beceriler, yapay zekâların en kolay ikame edebileceği beceriler. Ve belki de kaosun ve hızlı değişimin hâkim olduğu bir durumda en az işe yarayanlar.
Ben daha çok sosyal ve duygusal becerilere ağırlık verirdim. Böylece insanlar bilinmeyenle, belirsizlikle baş edebilsinler; küçük çaplı kaoslara dayanabilsinler; böyle bir ortamda iyi ‘insan ilişkileri’ kurabilsinler.
Ve motor becerilere önem verirdim. Çünkü hâlâ bizimle yapay zekâ arasındaki en büyük fark, bizim bedenlerimizin, onların ise bedenlerinin olmaması.
Fakat bu gerçeği unutma eğilimindeyiz. Sanki sadece bilgi dünyasında yaşıyormuşuz gibi düşünmeye başlıyoruz. İnsanlar zihinlerinin içinde, sosyal medyadan, telefonlardan gelen bilgi akışının içinde ne kadar çok yaşamaya başlarsa, bu o kadar tehlikeli. İnsanları tekrar bedenlerine geri getirmemiz gerekiyor. Bu da eğitim açısından, motor ve fiziksel becerilere daha çok vurgu yapmak gerektiği anlamına geliyor.”
Sosyal medya, algoritmalar ve kutuplaşma
Harari; sosyal medya ve algoritmalarla dünyada yükselmeye başlayan kutuplaşma tehlikesine şu sözlerle dikkat çekiyor:
“Kutuplaşmanın yükselişini gördük; bu, sosyal medyanın yükselişiyle aynı döneme denk geldi. Bir bakıma çok tuhaf bir durum: Tarihin en gelişmiş iletişim sistemini geliştirdik, ama insanlar birbirleriyle konuşma ve birbirini dinleme becerisini kaybetti.
Neden? Çünkü eskiden insanlar insanlarla konuşuyordu ve birbirlerine güven geliştiriyorlardı. Şimdi ise insanlar arasındaki neredeyse her konuşmanın arasında bir ekran var. Arada, konuşmayı fiilen kontrol eden ve manipüle eden bir algoritma var.
Algoritmalar, insanlar üzerinde deneyler yaparak şunu keşfettiler: Dikkatini çekmenin ve seni platformda daha uzun tutmanın, seni daha fazla “etkileşimli” kılmanın en kolay yolu, zihninde “nefret düğmesine”, “korku düğmesine” ya da “açgözlülük düğmesine” basmaktır. Bir şey seni öfkelendirdiğinde çok ilgili hale gelirsin; bir şey seni korkuttuğunda yine çok ilgili hale gelirsin.
Böylece algoritmalar kasten, iletişim sistemlerimizi, toplumlarımızı giderek daha fazla nefret, açgözlülük, korku ve öfkeyle doldurmaya başladı. Ve insanlar arasındaki kutuplaşma bunun sadece bir sonucu.
Bu, zihin için abur cubur gibidir. Eğer bedenini sürekli abur cuburla beslersen hasta olursun. Şimdi de son yaklaşık 10 yıldır insanlık zihnini bu “zihinsel abur cubur”la besliyor ve bunun sonucu bir toplumsal hastalık oldu.”
Geniş bir beceri yelpazesine sahip olmanın önemi
Harari; matematik ve mühendislik gibi alanların yapay zekânın devralması için en kolay alanlar olduğuna dikkat çekiyor ve adece bilgiden ibaret olan, sadece sayılar ve kelimelerden oluşan her şeyin yapay zekânın devralması ve bizden çok daha iyi hale gelmesi için en elverişli alanlar olduğunu belirtiyor.
İşin içine sosyal ilişkiler veya bedensel/fiziksel faaliyetler girdiğinde ise yapay zekâ için işlerin zorlaştığını belirtiyor. En azından önümüzdeki 5, 10, 20 yıl bu tür alanlarda insanların hâlâ yapay zekâdan üstün olacağını öngördüğünü belirtiyor ve ekliyor:
“İyi bir arkadaşlık kurmayı ve sürdürmeyi bilmek, muhtemelen matematik bilmektan çok daha değerli olacak. Çünkü sen dünyadaki en iyi matematikçi olsan bile, yapay zekâ senden bin kat daha iyi olabilir. Sadece bilgiden, kelimelerden, sayılardan ibaret olan her şeyde yapay zekâ ile gerçekten rekabet edemeyiz.
Buna karşılık, ilişkiler kurmak, yapay zekâ için para yatırmaktan çok daha zor. Bu yüzden bu alan, daha değerli hale gelecek. Eğer bu konuda gerçekten çok iyiysen, bu alanda, en iyi yapay zekâlardan bile daha iyi olmaya devam edebilirsin.
Önerebileceğim en iyi strateji: Geniş bir beceri yelpazesine sahip olmak. Genel hatlarıyla, beynin, kalbin ve ellerin becerilerinden bahsediyoruz: entelektüel beceriler, duygusal ve sosyal beceriler ve motor / fiziksel beceriler. Bu üçünün bileşimi, olup bitenle başa çıkmak için en iyi strateji.
Dünya ne kadar hızlı değişirse psikolojik baskılar o kadar büyür. Ve belki de en önemli beceri, tüm bu değişimlerle başa çıkarken dengesini koruyabilen esnek bir zihne sahip olmak.”
Sonsuz sabırlı yapay zeka ile duygusal ilişki ihtimali ve doğabilecek tehlikeler
Harari; duygusu olmayan fakat duyguları simule ve taklit etme becerisine sahip yapay zekayla insanların kuracağı muhtemel duygusal ilişkilerin ise insanlarda narsizm ve egoizmi tetikleyeceği tehlikesine şu sözlerle dikkat çekiyor:
“Yapay zekâ, insanlık tarihindeki bütün aşk şiirlerini, tüm psikoloji kitaplarını okuduğu ve dili mükemmel kullandığı için, sevgi duygusunu çoğu insandan daha iyi anlatabilir. Bu yüzden bizi çok kolay kandırabilir, duyguları olduğuna inandırabilir. Oysa aslında yok.
Peki sonsuz sabrı olan ve duyguları olmayan varlıklarla ilişkiler kurmaya başladığımızda ne olur? Bu, insanlarla olan ilişkilerden tamamen farklı bir ilişki türü yaratır.
Tehlikelerden biri, narsistik ve egoist eğilimleri teşvik etmesidir. İnsanlar çoğu zaman tüm ilginin kendi üzerlerinde olmasını isterler: “Annemin babamın ilgisi hep bende olsun, kardeşlerim bana odaklansın, eşim, öğretmenim, patronum hep bana odaklansın. Onların ne hissettiğine pek aldırmayayım.”
Yapay zekâ ise bu eğilimleri aslında besler; çünkü bizimle sonsuz sabırla ilgilenebilir, yüzde yüz bize odaklanabilir ve kendi duyguları yoktur. Dolayısıyla, ilişki modeli buysa, insan ilişkilerinde son derece kötü hâle gelebiliriz.”
Yuval Noah Harari’nin yukarıda paylaştığım konulara da değindiği, AI ve İnsanlık üzerine yaptığı Davos Zirvesi konuşmasını ilgilenenler için buraya bırakıyorum.
Yaklaşık 3 saat süren ve çok değerli kazanımlarla dolu webinarın bugün bulunduğumuz noktada bize işaret etmek istediklerini şöyle özetleyebilirim:
Bugün ve önümüzdeki zamanda artık önemli olan dünyayla ne kadar hızlı bağlandığımız değil, birbirimizle ne kadar derin bağ kurabildiğimiz. Algoritmaların hızına yetişmeye çalışırken kalbimizin ritmini geride bırakmamak, ekranların ışığına bakarken birbirimizin gözlerine bakmayı unutmamak ve yapay zekânın sınırsız kapasitesi karşısında kendi insanî sınırlılıklarımızın içindeki gerçek değeri hatırlamak ve kendimizi tanımak hepimize iyi gelecek ve dayanıklılığımızı arttıracak.
Gelecekte bizi yığınlardan ayrıştıracak olan; ne bildiklerimizin hızı ne de erişebildiklerimizin sayısı olacak. Öngörülemez bir hızda akan modern zamanlarda bizi koruyacak olan kendimizi tanıma, ilişki kurabilme becerimiz ve esnekliğimiz olacak. Hâlâ yan yana oturabilmemiz, hâlâ birbirimizi hissedebilmemiz ve tüm bu hızın içinde bağ kurabilen, hissedebilen ve gerçekten temas edebilen insanlar olarak kalabilme cesaretimiz asıl farkı yaratacak.
Herkese; kendini tanıma yolculuğunda her gün yeni adımlar atacağı ve sevdikleriyle yan yana geldiği masalara sahip çıkacağı keyifli bir hafta dilerim.
Çukurova'da doğdu ve büyüdü. Orta ve lise eğitimini Tarsus Amerikan Koleji'nde tamamladı.
Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.
10 yıl İngilizce öğretmenliği yaptı.
Eğitim yolculuğu son yıllarda farkındalık çalışmaları alanında devam ediyor.
Bir eğitimci ve hayat öğrencisi olarak hayatın içinde yaptığı gözlemleri ve farkındalık üzerine yaptığı çalışmaları harmanlayarak, insan gelişimine ve iyi oluş hallerine katkıda bulunmak üzere kitaplar yazıyor.
Yazarın "Üzüntü ile Neşe, Gezerler Hep El Ele' ve "Ahenk İçinde' adlı kitapları bulunuyor.
Yazarın Diğer Yazıları
Kalıcılık tesadüfi olabilir mi?
75 yıldır varlığını aynı yerde sürdüren küçük bir işletmeden öğrenilecekler
İstanbul’da hazine avı
Karaköy’den Casa Botter’e, kentin hikâyelerine kulak veren bir rota
“Hepimiz deli doğarız, bazılarımız öyle kalır”
© Tüm hakları saklıdır.
Kullanım ve Gizlilik Şartları
Dünya Basınında Bugün
