menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dört özgürlük ve yüzyıllık hüsran

16 0
30.03.2026

Dünya savaşından sonra 10 Aralık 1948’de Paris’te toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İnsan Hakları Evrensel Bildirisi kabul edildi. 

Türkiye’de 6 Nisan 1949 tarih ve 9119 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, 27 Mayıs 1945 tarihli ve 7217 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.

Yıllar önce yazıldı. Yazılı olarak var ama artık yok.

10 Aralık 1948'de Paris'te ilan edilen “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” 19. maddesinde “Düşünce ve İfade Özgürlüğünü” tarif ediyordu.

Madde 19: Herkesin görüş ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, karışmışız görüş edinme ve hangi yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir.

Görüş ve anlatım özgürlüğü ve en son görüş edinme hakkı yazılı ama artık yok.

Geçmişte İkinci Dünya savaşının kan, gözyaşı, acı ve küllerinden doğmuştu.

İnsan haklarının yakın geçmiş tarihine bakmalıyız.

Neredeyse insanlığın yüzyıllık geçmişi ve tarihini anımsamalıyız.

75 yıl önceydi!

Tüm dünyada “II. Cihan Harbi”, şiddet ve yıkım sürerken ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt  6 Ocak 1941 tarihinde Kongreye hitaben “Dört Özgürlük Üzerine” bir konuşma yapmıştı…

Başkan Roosevelt, “Tehlikelerden korunmaya çaba harcadığımız önümüzdeki günler için, dört temel insan özgürlüğü üzerine kurulu bir dünya bulacağımızı umuyoruz” demişti.

Düşündüğü gibi bir dünya umudu gerçek olur gibiydi. Olamadı!

Roosevelt’e göre “İlki, dünyanın her yerinde, konuşma ve ifade özgürlüğüdür.”

İlk umudu ifade özgürlüğüydü. Dünyanın hiçbir yerinde insanlar için ifade özgürlüğü yok artık…

“İkincisi, dünyanın her yerinde, her kişinin tanrısına kendi istediği biçimde tapınma özgürlüğüdür.”

Olmadı!

Her kişinin tanrısına istediği biçimde tapınma özgürlüğü terkedildi. Din ve inanç özgürlüğüne siyaset ve  devletler karıştı. Artık “din” uğruna  savaşların körüklendiği, haydut devletlerin insanları yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.  

“Üçüncüsü, dünyanın her yerinde, yoksulluktan kurtulma özgürlüğüdür; ki bu, her ulusa kendi vatandaşları için sağlıklı bir barışçıl yaşamı temin edecek ekonomik yakınlaşmanın kurulması anlamına gelir.”

Roosevelt böyle umuyordu. Olmadı!

Umutlar boşa çıktı. Yoksullar daha yoksullaştı. Barış, masallarda bile yok.  Ekonomik yakınlaşma yerini ekonomik sömürüye bıraktı. Temiz su bulmak insanlara hayal oldu. İnsanlar serap görmeye başladı. Bir dilim ekmek için birbirini öldüren insanlar kendilerini sömüren başka ülkelerin tel boylarında........

© T24